TANRININ VE DİNLERİN BU KADAR KABUL GÖRMESİNİN NEDENİ...
Sevgi Mutlu · ·
TANRININ VE DİNLERİN BU KADAR KABUL GÖRMESİNİN NEDENİ
İnanmanın temelinde insanın kendini merkeze alması vardır.
Dinler de zaten bu merkezi kemikleştirmek için elinden geleni yapar. Yapmıştır da ..
Her şey insan için yaratılmıştır.
Dünyanın ve evrenin düzeni insanlar yaşasın diye
Hayvanlar ve bitkiler insan için yaratılmıştır
Güneşin ayın döngüsü insanı yaşatmak için düzenlenmiştir
Doğa insan için ekosistemi geliştirmiştir
İnsan , neden var olduğunu , ustasının yapacağı sınavlardan geçmek için olduğunu düşünür
Bütün bunların doğruluğunu kanıtlamak için , kelebeğin kanadını , arının gözünü , örümceğin ağını gözümüze sokar durur. İnsandan örnek vermeyi pek tercih etmez , çiçek böcekle kanıtlamak daha mantıklıdır. Çünkü insan örnekleri sakıncalıdır. Devamı risklidir. Sakatlıklar , hastalıklar , eksiklikler , yoksunluklar ortaya dökülecek ve doğuştan tokadı yemiş insanların daha ne sınavına gireceğini açıklamakla uğraşacaklardır.
Bu arada bilimi takip etmek zorunda kalırlar. 1500 yıl önce hiç kimse, Tanrının , kendisi için güneşi şu kadar uzağa , ayın şu yörüngeye konulduğunu, bize bal yapacak çiçeği bulmak için 4000 gözü olan arıları söyleyemiyordu.
Kendisi yaşasın diye bu muhteşem düzenin varlığını ballandıra ballandıra anlatan insan , aynı zamanda bu dünyanın yalan olduğunu , gerçek hayatın ahirette olduğunu söyleyen insandır. !
Biz buna Antropik ilke diyoruz. Yani önce insan , herşey insan için . Bu ilkeyi dinler iyi kullanmışlardır. Antropik ilke sahibi insanlar kendinden başka türleri aciz küçük görür. Genelde acımasızdır. Onları yok etmekte bir sakınca görmez. Zaten onlar için var olmuşlardır. Yaratıcı zaten yenisini kendisine verecektir. Düzen devamlılık üzerinedir. Acımasız düşünce içine girmeye başlarlar. Öyle ki , acımasızlıkları taşmaya başlar insan türüneye yönelir. Kendinden olmayanı yok et !! Düzeni hak edenler kalsın ! Bu ilkel düşünce dinlerin insanlığa armağanıdır.
Bilim onlara karmaşık gelir. Anlamak zordur , oysa açıklaması basit olan inanç sistemi vardır. Yaradılış ve evrim arasında seçim yapması gerektiğinde basit olanı seçer. Oysa evrimi öğrenmek istediğinde de basit seçeneklerden başlayabilir. Düşünür Occam lı William demişki bir şeyi anlamakta zorlanıyorsan basit olan yerden başla.
Evrimi anlamak için 4 atom hücresini kabul etmeleri yetecektir . Herşeyin bir açıklaması olduğunu , dünyanın evrenin akıl almaz olmadığını anlamaya başlayacaktır. Ama bu kez de karşısına korku çıkar. Bunları öğrenirsem cehenneme giderim !!
İnanç düzeni böyle bir düzen işte , pohpohlayarak , korkutarak , imrendiklerine kavuşacağını umdurarak , ceza ve ödül arasında aptallaştırılmış kitleler yaratır.
Bu kimin işine yarar ?
MUTLU AZINLIKLARIN
Onlar , seni yönetenler , senden bağış toplayanlar , seni çalıştıranlar . Onlardan asla hesap sormazsın , onların zenginliğini rahatını asla sorgulamazsın. Çünkü onlar yaratıcının adına hareket edenlerdir.
Din ağından çıkanlara ne oluyor ?
İddia edildiği gibi ruhsal çöküntü yaşamıyorlar. Boşluk içinde hiç değiller. Kendisine yapılan haksızlıkların nedenini sorgularlar. Öğrenmeye meyillidirler. Merhamet duyguları gelişir. Birlik ve dayanışmanın gücünü anlarlar. Sosyal adalet için çalışırlar. Doğaya saygıları artar. Irkçılık , baskı , ve alternatifsiz düzenden uzaklaşırlar. Zihinsel evrimleri hızlanır. Ancak bu insanlar , din baskısının yoğun olduğu bir ülkede yaşıyorlarsa mutsuz olmaları kaçınılmazdır. Ya bu mutsuzluğu kabul edeceklerdir ya da mücadele edeceklerdir. Huzuru herkesin yaşama hakkına sahip olmasını düşündüklerinden vazgeçmeyeceklerdir. Bu insanları cehennem ile korkutmaya çalışmalarıda çağın en büyük ironisidir.
İşte bu nedenle tarikatlar mantar gibi çoğalır !!
Yorum Yok