TAVSİYE...
TAVSİYE
(Biliyorum dünyanın en ucuz şeyi olduğundan alıcısı da okuyucusu da azdır.)
Dinine “körü körüne bağlanmış, biat etmiş” bir insana 40 tane akli, bilimsel delil sunsanız da asla ikna edemezsiniz. Çünkü körü körüne bağlılık, bu kişilerde dini ile ilgi, doğru bile olsa bilgi girişine ve kabulüne kapalıdır. O yüzden bu tür kişiler ile din konusunda oldukça donanımlı değilseniz asla din tartışmasına girmeyiniz.
Biliyorsunuz ki Müslümanların %99’u Kur'an'ı okumamış, dinini bilmeyen, sadece atadan, aileden, coğrafya ve çevreden duyduğu bilgiler ile Müslümandır. Kısacası geleneksel, sıradan, sokak ve kahve Müslümanıdır. Zaten tarikatlar, cemaatler ve dinciler tarafından kullanılan hedef kitle de bu kitledir. (Sömürülen ve müşteri kitlesi) Bu kitlenin insanları ile bilek güreşine girmeyiniz. Onları Ateist, Agnostik, Deist yapmak için uğraşmayınız. ÇÜNKÜ İNANÇ, İÇERİDEN AÇILAN BİR KAPIDIR. İNSANIN KENDİSİ İSTEMEDİKÇE KİMSE ONU TEİST YA DA NONTEİST YAPAMAZ.
Bir Müslümanı düşünmeye sevk etmek ve dinini sorgulatmanın en iyi yolu ona dini ile ilgili kısa, açık ve net sorular sormaktır. Siz karşınızdakinin durumuna göre ona sadece Tanrı, yaratılış, peygamberlik, kutsal kitaplar, dini uygulamalar ve bunlar ile ilgili çelişkileri sorun. Her tartışmada maruz kaldığı çelişki soruları, o an için olmasa bile ileride o kişiyi düşünme ve sorgulamaya itecektir.
Dini çelişki ve uygulamalarda bilim, akıl, adalet vicdan sevgi ve ahlaka vurgu yapın.
Tartışırken asla sinirlenmeyin, kontrolünüzü kaybedip, gaza gelip hakaret etmeyin. İlk taşı atan asla siz olmayın. Cahil bile demeyin. Karşınızdakini yenmek ve ikna etmek için değil düşünüp sorgulamasını sağlamak için yaklaşın.
Tartışmanız ve yaklaşımınız incitici ve itici olmamalı. Diliniz sivri olmamalı. Yaklaşımınız karşınızdakini anlama ve kucaklama üzerine olmalı. Türkçe yazım ve imla kurallarına dikkat edin ki derdinizi doğru anlatıp, doğru anlaşılasınız. Yani inanan kişi, karşındaki inanmayan Ateist, Agnostik, Deist kişinin öcü olmadığını, kendisi gibi sevgi dolu, iletişim kurulabilen insan olduğunu hissetmeli. Tabi bu bahsettiğim yaklaşım tarzı %99’luk kesim olan geleneksel, sıradan dediğimiz Müslümanlar için. Yoksa körü körüne inanmış ve sizleri de inandırmak için her türlü yalanı ard arda sıralayan at gözlüklü, tarikatçı, cemaatçi Müslümanlar için değil. Onlarda bile ölçüyü kaçırmayın.
Tartıştığınız kişi, özellikle Müslüman ise ne kadar iyi niyetli olursa olsun asla gerçek kimlik bilgilerinizi açıklamayın. Ergenler gibi gaza gelip “gel lan şuraya, yaz lan adres ve telefonu” gibi oyunlara gelmeyiniz. Kadınsanız erkeklerin, erkekseniz kadınların size özel yaklaşımlarına dikkat ediniz.
Kimseyi düşman bellemeyiniz. (Silahlı terörü ve öldürmeyi hak görenler hariç) Hepimiz bu toprakların insanlarıyız. Farkında olmasalar da kimimiz zamanla araplaştı ve asimile oldu. Türklüğü unutturularak ümmet kavramını benimsetildi. Türklüğü unutturularak Tengri inancı unutturuldu. Bir ülkeyi ve toplumu bölmenin en kolay iki yolu ırk ve dindir. Türkleri her ikisi ile böldüler. Türk’ün dini inancı; akıldır, bilimdir, vicdandır, adalettir, sevgidir, töredir, doğadır.
Kişilerin inanç konularındaki kabul ve değişimi birden olmaz, sindirilerek, yavaş yavaş zamanla oluşur. Unutmayın, bizler de düne kadar Müslümandık, bir günde Ateist, Agnostik ve Deist olmadık. Bizler de bizlere gerçekleri anlatanlara itirazlar ettik.
İnsan anlatmak istediği konuyu bilmeden anlatamaz. Bir öğretmenin anlatacağı konuyu bilmeden ders anlatması mümkün mü? Önce kendinizi eğitmeli ve yetiştirmelisiniz. O yüzden okumalısınız. Yazılar uzun da olsa okumalısınız.
Özellikle kadın kardeşlerimiz… Bu dinleri yaşatan ve ayakta tutan sizlersiniz, yıkacak olan da sizlersiniz! Kızmayın hemen. Anneanne olarak, anne olarak, eş olarak, kız kardeş olarak, kız evlat olarak bu dinlerden en çok ıstırap çeken, özgürlüğü elinden alınan, insan yerine bile konmayan, ganimet ve sex objesi mal olarak görülen sizlersiniz. Babalarını, eşlerini, erkek kardeşlerini, oğullarını kaybedenler de sizlersiniz. Kız ya da erkek evlatlarını küçükken din ile beyinlerini yıkayan ve yıkanmasına izin verenler de sizlersiniz! Bu durumdan şikayet eden de sizlersiniz. Şikayet edeceğinize paylaşın, yorum yapın, beğenin. Gerçek hayatta haksızlıklara isyan edemiyorsunuz bari sosyal medyada haksızlıklara isyan edin. Kendinize ve bizlere bir iyili yapın ve sabır ve şükürle yok olup gitmeye izin vermeyin. Akla, bilime, vicdana, adalete, sevgiye sahip çıkın. Bunu silah ile değil akıl ve sevgi ile yapın.
Sağlık, akıl ve sevgi ile kalın.
Yorum Yok