logo

TANRI NEREDE?

 

 

TANRI NEREDE ?

 

Dostlar, işte bütün sorun burada... Tanrı nerede ve bizleri nerelerden izliyor ?

 

Konumuz Tanrı'nın varlığı yokluğu değil... Bu konuda ki düşüncelerimiz bilinmektedir..

 

Konumuz ; Tanrı'dan geldiği söylenen kitaplar ile, illegal biçimde ve insanlara çaktırmadan özel anlaşmalarla seçildiğini söyleyen ve kendilerine Peygamber sıfatını uygun gören çok zeki insanlar...

 

Evet, yineleyelim ve sorgulayalım...

 

Tanrı nerede olabilir ?

 

Arap Yarmadasına hakim bir tepenin üstünde mi ? Arap Yarımadasını görebildiği bir bulutun üzerinde mi ? Arap Yarımadasına denk gelen uydu fotoğraflarının çekildiği yerde mi ? Güneş Sistemimizin yakından takip edilebildiği yerde mi ? Samanyolu Galaksimizin içinde bir yerde mi ? Galaksimizin 200 Milyar yıldızının denetlendiği yerde mi ? Diğer galaksileri de kontrol edebileceği bir yerde mi ? Ve yarattığı iddia edilen sonsuz evrenin tümünü gördüğü yerde mi ?

 

Evet...Geyik muhabbeti yapmıyoruz.. Tanrı nerede diye soruyoruz... Neden soruyoruz ?

 

Aklınıza gelen veya gelebilecek hangi sorunda veya hangi sonu güzel biten bitmeyen hangi konuda , konunun içine Tanrıyı sokmadınız ?

 

Olan biten tüm olaylarda Tanrıyı sorumlu tutmadığınız veya dua etmediğiniz bir olayı anımsıyor musunuz ?

 

Şimdi gelelim çok somut bir örneğe ve buna tüm dürüstlüğümüz ve tüm namuslu tavrımızla değerlendirerek ve sadece kendimize yanıt verelim...

 

Evrenden söz etmeyeceğim, kafalar karışmasın diye... Sadece dünyamızdan ve dünyamızın içinde ki Okyanustan söz edeceğim...

 

Diyelim ki Büyük Okyanustayız...Ucu bucağı görünmüyor...Ve böylesine devasa bir su kütlesinin içinde , bir kum tanesi demeyeceğim, bir tenis topu var ve Okyanusun bilmem kaç metre altında bir yerlerde kendi başına sallanıp duruyor...

 

Buraya kadar bir terslik yok değil mi ? Devam edelim...

 

Bu tenis topunun da içinde bazı canlılar var...Nitelikleri ve de niceliklerinin hiç önemi yok...Belki de mikroskopla bile görülemeyecek kadar, virüs gibi dolanıyorlar bu tenis topunun içinde...

 

Ve bu tenis topu gibi katrilyonlarcası bu okyanusun içinde ve derinliklerinde geziniyorlar...Kimi zaman çarpışarak dağılıp okyanusa karışsalar da...

 

Evet, dedik ki geyik muhabbeti yapmıyoruz... Bazıları anlamamakta direniyor diye örneklememizi somuta indirgiyoruz..

 

Yazımızın baş rolünde ki tenis topunun içinde bazı virüsler, kafalarında oluşturdukları Tanrının, bu Büyük Okyanusu yarattığını iddia ediyorlar... Bu iddia, diğer tenis toplarınca gündeme alınmayacak bile olsa, biz yine de bu iddianın gerçek olduğunu kerhen kabul ederken kafamızda oluşan bazı soruları da kahvehane muhabbeti havasında sormak istiyoruz...

 

Bu tenis topu, okyanus için ne kadar değerlidir..? Bu tenis topu, okyanusta ki katrilyonlarca yıldızdan ne kadar ayrıdır ? Bu tenis topu, okyanus içinde olmasa, okyanus ne kaybeder ? Bu tenis topu, okyanusu yaratanın umurunda mıdır ? Bu tenis topu, okyanusu yarattığı iddia edilen tarafından bilinmekte midir ?

 

Evet, bu soruları neden sorduk ?

 

Bu tenis topunun içinde ki düşünen virüslerin bir bölümü, okyanusu yaratanın bir elinin ve bir gözünün sürekli olarak bu tenis topunda olduğunu sanmakta veya iddia etmektedirler..

 

Veya okyanusun sahibinin milyarlarca yardımcısının bu tenis topuyla özel olarak ilgilendiğini savlamaktadırlar.. Böylesi bir iddiayı ortaya atanların tek beceremedikleri Sorgulamaktır ve bu nedenle böylesi inanılmaz yalanlara inanmakta ve kendi düşüncelerine inanmayanları da düşman görmektedirler...

 

Ve böylesi bir hengamenin de, okyanusu yaratanın ne yazık ki pek ipinde değildir...

 

Ancak, bu hengameden nemalananların, yalan deryasında yüzmeleri de hiç bitmemektedir...

 

Nedir bu yalanların en büyüğü ?

 

Düşünen virüsler içinde en zeki, en kurnaz ve en örgütçü olanları ortaya bir iddia atıyorlar...

 

""Ben, okyanusu yaratanın görevlendirdiği bir yetkiliyle görüştüm ve beni bu tenis topunun içinde kendisinin elçisi olduğumu söyledi...O'nun her şeye gücü yeter..""...

 

İşte zincir burada kopuyor ama ne yazık ki kopamıyor..

 

Virüslerin bu denli uyuşuk ve ahmak olabileceği, tenis topunu yaşanır kılan düşünen virüsler tarafından bir türlü algılanamıyor...

 

Okyanus içinde ki bu tenis topunun varlığı, okyanusu yarattığı iddia edilen tarafından hiç bilinmiyor veya umursanmıyorsa - ki, sayısı belirsiz tenis toplarından hangi birini umursasın - , bu tenis topunun içinde ki düşünen virüslerden birini kendine özel elçi yaptığına inanabilmek için, düşünen virüs mü, yoksa düşündüğünü sanan oysa asla düşünemeyen ahmak virüs mü olmak gerekiyor ?

 

Bir düşünen virüs, nasıl olur da, kendisi gibi sayısız tenis topları varken, yaşadığı tenis topunun içinden bir virüsle , okyanusu yaratanın muhatap olduğunu kabul edebilir ?

 

Muhatap olunması bir yana, okyanusu yaratan, bu tenis topu içinde ki virüse sürekli talimatlar veriyor ve genellikle talimatları savaş ve öldürme üzerine oluyor..

 

Kendini elçi ilan eden virüs,konuyu öylesine dağıtıyor ki, artık toparlanılması olanaksız hale gelince de, benim sözlerimden dışarı çıkanların elleri ve ayakları çapraz bağlanarak kesilecektir buyuruyor..

 

Virüslerin kısacık yaşamlarını zehir etmek ve onların mutlu olmalarını - özellikle dişilerinin - önlemek için her türlü anlamsız ve virüsleri aşağılayan yasalar çıkarıyor…

 

Bazen de virüslerin akıllı olanlarını gülmekten öldürüyor…

 

Okyanusu Yaratan bir emrinde Elçisine diyesiymiş ki “” Sana ganimetler hakkında soruyorlar..De ki ; ganimetler okyanusun sahibi ile onun elçisine aittir..Eğer inanıyor iseniz, okyanusu yaratandan sakının, aranızı düzeltin, okyanusu yaratanla elçisine itaat edin..””...

 

Tenis topu, tenis topu olalı böyle komedi görmedi…

 

Tenis topu, okyanusu yaratanın değil mi ? Diğer tüm tenis topları da O’nun değil mi ? Kısaca tüm okyanus O’nun değil mi ?

 

Öyleyse, kendinin olan tenis topunun içinde ki bir kaç oyuncak için elçisine (!) talimat mı veriyor ?

 

Tüm bu saçmalıklara ve komikliklere gülüp geçecektik ama….

 

Eğer virüslerin dişisini de “Ganimet”ten saymasaydı…!!!

 

Yazımıza, Tanrı nerede diye başladık ama anladık ki ; Ne var olduğunu bilen var Ne de nerede olduğunu…

 

Bir hayal pilavı ki sormayın… Herkes kafasına göre içine yağ atıyor…

 

Olan da ; evren saatine göre 6 dakikalık ömrünü insan gibi yaşayarak geçirmek isteyenlere oluyor…

 

Geri kalanların zaten insanca yaşamak gibi bir düşünceleri yok…!!!

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.