logo

SAYGI DUYMAYAN ZİHNİYETSİZE ASLA SAYGI DUYULMAZ!

SAYGI DUYMAYAN ZİHNİYETSİZE ASLA SAYGI DUYULMAZ!

DİYOR Kİ;

- “Atatürk’ü sevmek zorunda mıyız?”

- “Benim peygamberime ve inancıma saygı duyacaksınız!”

Evet, Atatürk düşmanları sizden bahsediyorum, size söylüyorum!

Siz bugüne kadar hangi dine, hangi karşıt görüşe, hangi insana, hangi farklı inanca saygı duydunuz?

Saygı duymayana saygı duyulur mu? Duyulmaz!

Allah’ı eleştirip sevmeyene, inanmayana kafir dediniz, öldürmediniz mi?

Peygamberi eleştirip sevmeyene kafir dediniz, öldürmediniz mi?

İslam’ı eleştirip sevmeyene, kafir dediniz öldürmediniz mi?

Gerçekleri söyleyenlere utanmadan sövdünüz, hakaret edip saldırdınız, kurşunladınız, yaktınız, bomba ile patlattınız.

Osmanlıyı sevmeyene “soysuz” dediniz, dövdünüz. Herkes Allah’ınıza dininize inanmak ve sevmek zorunda mı? Herkes Muhammed’e inanmak ve sevmek zorunda mı?

Herkes İslam dinine inanmak ve sevmek zorunda mı?

Herkes yalanla yaşamak zorunda mı?

Herkes Osmanlı’yı sevmek zorunda mı?

Hey Atatürk ve insanlık düşmanları!

Türklüğe ve Türkçeye düşmansınız!

Bilime ve uygarlığa düşmansınız!

Atatürk devrimlerine düşmansınız!

Demokrasi’ye düşmansınız!

Laik Cumhuriyet’e düşmansınız!

Bağımsız ve özgür olmaya düşmansınız!

Ulus, Millet olmaya düşmansınız!

İnsan hakları medeni hukuk sistemine düşmansınız!

Çağdaş eğimime düşmansınız!

Kadına düşmansınız!

Doğaya düşmansınız!

Canlılara, köpeğine, kedisine, kuşuna, böceğine düşmansınız!

Kendiniz gibi inanmayana düşmansınız!

Kendiniz gibi giyinmeyene, yiyip içmeyene düşmansınız!

Çıkarınıza ters düşen her şeye ve herkese düşmansınız!

Siz Müslümanlar sizin gibi düşünmeyen ama “Müslümanım” diyene bile düşmansınız!

Tüm bu insanlık dışı davranışları yapabilmek için yalanlarınızı Tanrı’ya atfederek, dokunulmaz kılmak için kutsallaştırarak, herkesi kafir, aptal, cehennemlik diyerek, aşağılayarak, her daim mazlumu oynayarak, dünyayı kirleten, cehenneme çeviren zihniyetsizlersiniz.

Peki, Atatürk’ün beni sevmeyenleri korkutun, dövün, öldürün dediği bir sözünü okudunuz mu ya da duydunuz mu?

Tevbe 73: “Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihat et ve onlara karşı çetin ol.”

Peki Atatürk ne demiş? “Yurtta sulh cihanda sulh!”

Bakara 193: “Din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!”

Peki Atatürk ne demiş? “Her insan, istediği dine inanıp inanmamakta özgürdür!”

Atatürk’ün soyuna, annesine, babasına, manevi kızına, atmadık iftira bırakmıyorsun da Osmanlı’nın devşirme olduğunu söyleyenlere, soyu sopu belli değil diyenlere neden köpürüyorsun?

Atatürkçülere sapık, yoldan çıkmış diyorsun da o yere göğe sığdıramadığın 9 yaşında kız çocuğunu yatağına atıp gerdeğe giren peygamberine, “pedofil” dendiğinde neden çılgına dönüyorsun?

Ölünün ardından konuşulmaz diyorsun da 100 yıldır neden Atatürk’e sonu gelmeyen iftiralar atıyorsun?

Atatürk’ün Anıtkabir’i karşısında, bizlere sağladığı vatan ve Cumhuriyet için saygı duruşunda bulunan o güzel insanların puta taptıklarını söylerken, Mekke’de içerisinde hiçbir şey olmayan dört duvarın üzerine çekilmiş, bir siyah paçavranın etrafında salya sümük dönerek, duvarlarına yüzünü sürterek tuhaf sesler çıkaran, çığlıklar atanlara, hocaların, şeyhlerin, Şıhların, cemaat liderlerinin önünde eğilip el pençe olanlara, mezar taşlarına, türbelere, yatırlara gidip medet umanları neden eleştirmiyorsun?

Sence gerçekten hangimiz putperestiz?

Laikliğe neden saldırıyorsun? Atatürk’e neden saldırıyor sun? Cumhuriyet’in değerlerine neden saldırıyorsun?

Saygı duymayana saygı duyulur mu? Duyulmaz!

Sen önce saygının, ahlakın, insan olmanın ne olduğunu öğreneceksin, sonra eleştireceksin. Senin yapmış olduğun eleştiri değil, çamur atmak, iftira atmak, karalamak, korkutmak, öldürmek. Sen herkesi düşmanın görüyorsun ama gerçekte herkesin tek düşmanı var oda sensin yobaz!

Her kesim için bir şey uydurmuşsun. Ateist “kafir”, Alevi “sapkın, dinsiz”, Ermeni “.iç”, Yahudi “s.ysuz”, Hıristiyan “ahlaksız, günahkar, cehennemlik”, herkes kötü, sen iyi öylemi? Bu dünyayı yaşanmaz hale sokan senin gibi zihniyetsizler, bunu kafanıza şokun!

Maide 51: “İnananlar, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin.”

HAYIR, ASIL “KÖTÜ, KAFİR, .İÇ, AHLAKSIZ, GADDAR, VİCDANSIZ, UTANMAZ VE ARLANMAZ” OLAN SENSİN, EVET SADECE SEN!

Tevbe 28: “Ey iman edenler, müşrikler bir pislikten ibarettirler.”

ASIL PİSLİK SİZLERSİNİZ!

Bu ülkede sadece sizin kutsal değerleriniz yok. Bir insanın “dinsiz” olması hayatında değer vermediği hiçbir şeyi olmadığı anlamına gelmez. Bir insanın “dinsiz” olması o insanın her türlü kötülüğü yapacak olması anlamına gelmez.

Bir insanın “dinsiz” olması o insanın yaşam hakkının elinden alınması anlamına gelmez. Benim kutsal saydıklarım doğru ve yaşamın ta kendisidir, o yüzden bana dil uzatamazsın fakat sen “yanlışsın, kafirsin, cehennemliksin, ölmelisin” diyerek insanlara sövme, dövme ve öldürme hakkına sahip değilsiniz! Bir insanı öldürmek Tanrı’ya atfedilse bile sadece bir insanı öldürmektir. Yani cinayettir. O zaman bu durumda her Müslüman da potansiyel bir katildir.

İnsana ve insanca ne varsa her şeye düşmansınız, doğaya düşmansınız, hayvana düşmansınız, kendiniz gibi düşünenler ve yaşayanlar haricinde düşman olmadığınız ne var? Yahu sizler, sizin gibi inanmıyorsa annenize, babanıza, kardeşinize bile düşmansınız!

Tevbe 23: “Ey inananlar! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden onları kim dost edinirse doğrusu kendine yazık etmiş olurlar.”

Mücadele 22: “Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, onlar kendilerinin babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa da, Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere sevgi beslediklerini göremezsin.”

Çıkarına gelmeyen her şeye düşmansın. Bu dünyadan herkes gitsin sadece siz Müslümanlar kalın öyle mi? Bu Dünya’da bu zihniyetle yaşamayı hak etmeyen birileri varsa oda sadece sizlersiniz, evet, dünyayı kana bulayan sizlersiniz!

Hayvanları katleden sizlersiniz.

Kadınlara, çocuklara ve hayvanlara tecavüz eden sizlersiniz. Tek bir kitaba kutsal dendiği için okumadan tapan sizlersiniz. Okumaya düşman sizlersiniz, akla, mantığa, bilime düşman sizlersiniz. Kendisini canlı bomba yaparak, cennette hurilerle sex yapacağına ve şaraplar içeceğine inanan sizlersiniz.

Sizin gibi zihniyetsizlerin olmadığı bir dünya gerçek Cennettir ve Dünyayı Cehenneme çeviren sizlersiniz!

Oysa ki bu ülke için her şeyi Atatürk’e borçluyuz.

Bu ülkede yapılan devrimleri ona borçluyuz.

Bu ülkede kul değil yurttaş isek ona borçluyuz.

Bu ülkede emperyalizm kovulmuşsa ona borçluyuz.

Hurafelerden değil, bilimden ve akıldan söz ediliyorsa ona borçluyuz.

Atatürk düşmanları, getirmek istedikleri karanlık ve sömürü düzeninin gelmesine engel olarak Atatürk’ü görmektedirler.

Dinciler, Atatürk’ün bu milleti teba olmaktan kurtarıp yurttaş olmaya terfi ettirmesinden rahatsızdırlar. Çünkü insanlar teba olacaklar ki istedikleri gibi onları sömürebilsinler.

Din bir maskedir! Din kaldırıldığında yok ettiğimizde, bu kişiler çırılçıplak ve yaptığı kötülüklerle baş başa kalır.

Demokrasi eşitler rejimidir. Kültürde, çağdaşlıkta, sosyal kimlikte eşit insanların rejimidir demokrasi. Çoğunluğu cahil, bilinçsiz, eğitimsiz toplumlarda demokrasi Türkiye’deki gibi işler ve iktidar cehaletindir.

Dini siyasete alet eden bazı politikacılar, dinde demokrasiye yer olduğunu ifade ederek, dini esaslara dayalı bir yönetim biçimi oluşturabilmek için kendilerine maske yaratmaya çalışırlar. Halbuki dinde demokrasiye asla yer yoktur fakat demokraside dine yer vardır.

Nitekim, Dünya’da İslam şeriatı ile yönetilen ülkelere bakılacak olduğunda durum apaçık görülüyor, İslam ülkeleri demokrasi fakiridir. Eleştiriye tahammülsüzlüğü fiziksel şiddet kullanarak göstermenin, tehditle susturmaya çalışmanın, yargıyı baskı altına almanın demokrasilerde hiçbir yeri yok.

Biri lideri için “Allah’ın tüm sıfatlarını taşıdığını” söylerken, bir başkası bağırdıkça bağırıyor, yırtındıkça yırtınıyor, roller yapıyor liderinin gözüne girmek pahasına, dalkavukluk ediyor. Siyaset söylemlerine göre yürüyor ve sahneleniyor. Tehdit, korku, baskı, kabadayılık, rant, çıkar, para, rüşvet, yolsuzluk, kandırma siyasetin ülkemizdeki gerçek yüzü... Öte yanda hoşgörü, sevgi saygı, erdem, onur, özveri, insani nitelikler, ahlak ayaklar altında…

Dincilerin, Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığının temeli budur.

“Allah’a mutlak itaat edeceksin, arap Resulüne mutlak itaat edeceksin. Onların dostlarına mutlak itaat edeceksin. Ben Allah ve resulüne dostum… Dolayısıyla bana itaat Allaha ve Resulüne itaat, bana isyan Allah’a ve Resulüne isyan anlamına gelir.” Tıpkı Orta çağdaki düzen... Peki tüm bunları kim yıktı?

“Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir”. Diyen Mustafa Kemal Atatürk... O zaman “yüklen Atatürk’e” dedi yobaz, inananlara…

Peki peşinden koştukları ne dedi? “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, koskoca bir yalan... Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır”

Kendisi yalan söylemektedir, Dini ve Allah’ı kullanmaktadır.

“Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır” yalanıyla, egemenliğe sahip olmak istemeleridir, tıpkı 1400 yıl önce Muhammet denilen arap’ın yaptığı gibi…

Onlar cahil bir nesil istedikleri için ve bu emellerine de en büyük engel olarak Mustafa Kemal’i gördüklerinden dolayı düşmandırlar! Bu gibiler emperyalizmin Truva atlarıdır, nankördür, haindir.

Atatürk’ün bu memlekete, bu memleket insanına kattıklarını bilmemek, görememek, anlamamak, düşünememek, gaflet ve dalalettir. Atatürk düşüncesinde birleşmiş olan insanlar düşle değil, düşünerek yaşarlar. Onları birbirilerine bağlayan şey sadece bilinç, akılcılık ve sevgidir. Bu ülkede yaşayan her onurlu insan, Atatürk’ün kıymetini bilmelidir.

Atatürk’ün bin bir güçlükle dincilerden kurtardığı toplumu, yeniden dincilerin kanlı pençelerine terk etmek istiyorlar.

Din, gerçeğe dayanmaz. Din, düşünemeyenlerin tasarladığı yalanlar karmaşasıdır. Din, bu Dünya’nın çıkarları için tasarlanmıştır. Din geri kalmış ülkelerin asla gelişememesi için sömürgeciler tarafından desteklenen bir ayak bağıdır, bir zincirdir, bir tasmadır. Hangi din olursa olsun, durum, yeter ki insanlar fazla düşünmesin durumudur. Bu iş için milyonlarca dolar para harcanır ve bu para sürünün uyanmaması için yapılan küçük bir yatırımdır. Türkiye’de ve diğer İslam ülkelerin de fakir halkın tek sığındığı şey İslam’dır ve çareyi sadece İslam’da ararlar. Kendilerini mazlum görürler ve sebebini İslam düşmanı batı dünyasının şerri olarak görürler. İslam’a daha da şevk ve hırsla sarılırlar.

Ezanların sesi daha da yükselir. Batı’nın hedefini İslam sanırlar. Ülkelerinde ki kötü durumun şeriat gelirse düzeleceğini sanmaktalar. Müslümanlar şunu anlamazlar. İslam ülkeleri olayı dinler arası bir savaş sanırlar ve tepki olarak dinlerine daha da sarılırlar. Hedef saptırma tutmuştur. Sömürü devam edebilir. Zira bilime, sanata sarılmak yerine “kafirlere haddini bildirmek için” dine sarılanlar bir arpa boyu yol gidemezler. Türkiye’nin gelişebilmesi için tüm dini inanışlar derhal terk edilmeli ve halkımız bilimsel gerçekler ışığında bir eğitime yönelmelidir. Atatürk’e gelinceye kadar İslam devletlerinin hiçbirinde “özgürlük”, “insan haysiyeti” ve “insan sevgisi” adına din adamına karşı savaşan ve toplumu din adamının kötülüklerinden kurtaran olmamıştır. Bizlere insanlığının değerini öğreten ve daha doğrusu insan olma bilincini veren ilk ve tek insan Atatürk’tür. Kurtuluş İslam'da değil Atatürk’tedir! Çünkü Atatürkçülük din üzerine değil bilim üzerine kuruludur.

“Ben, manevî miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.”

İşte bu yüzden dinci Atatürk’e düşmandır!

Peki, neden bu kadar çok cahil var?

Dinin egemen olduğu yer de cahilden bol hiçbir şey olmaz olamaz, çünkü din cehaleti destekler ve cahillerin çoğalmasını ister. İslam bu yüzden erkeğe 4 eş ve sayısız cariye almasını söyler. Ne kadar çok cahil olur ise dinin yaşaması din adamının ayakta kalması, varlığını sürdürmesi o kadar daha kolay ve garanti olacaktır. Din cahiller içindir. Eğer din, kutsal kitaplar, şüphe eden, sorgulayan, okuyan, öğrenen, bilgi edinen, düşünen akıllı insanlar için bilimsel bir kitap olsaydı bu kadar inananı olmazdı. Din şüphe etmeyen, sorgulamayan, okumayan, öğrenmeyen, bilgi edinmeyen ve düşünmeyen ahmak insanların inancıdır.

 

M.Ali Akel

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.