KUR'ANCA NEDİR ?
Bir anlık Peygamberin yaşadığını kabul edelim öyle bir gerçek yokta,
biz gene de bir anlığına kabul edelim
Ayetleri tebliğ ettiğini de kabul edelim
Sorun bitiyor mu ?
Tabi ki bitmiyor....
Şimdi bakınız adım adım gidelim
Kuran nedir ? Peygamberin ağzından çıkan cümlelerdir.
Peygamber dönemin de hangi dil hangi lehçe konuşuluyordu ?
Bunun cevabını Tübingen üni. sana fragmantları, kuran sayfaları bize veriyor
Bu fragmantlar bir koleksiyonun parçasıdır
C14 testleri ile 450 - 780 yılları arasına tarihlidir
Arapçanın en ilkel versiyonun yazılı metinler haline getirildiğini görüyoruz
İşte bu yazılı metinler bugün modern arapçası ile okunsa da
gene anlaşılamıyor...
Okunuyor da Ebul Esvedin kurduğu sistematik yani kaide ve kuralarla okunuyor.
Ama o günden bugüne gelene kadar kavramlar manalar değiştiği gibi
Aynı kelime üzerinden yüzlerce manalar türemiş
Kuranı tahrif edemeyince (çünkü ayet var) (gene de tahrif edilmiştir bu teknik bir konu)
zaman içinde kavramları tahrif etmişler, işte bu kadar karmaşa bu yüzden.
Sorunun büyüklüğünü görebiliyor musunuz ?
Yetmez mi ?
Yetmez diyorsanız; kendisi de Arap kökenli olan doğu bilimcisi Sayed Monem;
Kuranı ameliyat masasına yatırıp neşteri vurmuş , bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermiş
Artık gerçeği görüp görmemek; sizin anlama kapasitenize bağlı
Buyurun okuyunuz....
(Vector)
Değerli arkadaşlarım,
Bu bir anma ve saygı yazısıdır.
Bu yazının sonunda bin yıldır Arapçanın en hası, en güzeli en seçkini olduğu iddia edilen Kur’an Dilinin aslında hiçbir zaman Arapça olmadığını, Arap insanının dili olmadığını, bin yıllık bu yalanı çökerterek Kur’an’ın Arapça olmadığını ispatlayan, içlerinden Naima Akef’in videosunu da yayınladığım üç muhteşem Arap kadınını saygıyla anacağız…
Biliyorsunuz, uzun zamandır Kur’an’ın Arapça olmadığını, Arapların da Kur’an’ı anlamadığını, bu yüzden de son bin yıldır başta Taberi 12 cilt, Kurtubi 20 cilt, Zemahşeri 8 cilt, Fahreddin er-Razi 23 cilt gibi ekol olmuş çok önemli isimler dışında yüzlerce alim yüzbinlerce sayfa Kur’an tefsiri yazdıklarını ve hepsinin de çok farklı tefsirler meydana getirdiklerini yazıyorum. Binlerce tefsir var, onlarca mezhep var.
Değerli Müslümanlar diyor ki Kur’an’ın harfi değişmemiştir, bugün dünyanın neresine giderseniz gidin Kur’an aynı Kur’andır!
Tabii bu doğru bir söylem değil farklı Kur’anlar var ama genel olarak bakarsak değişiklikler var elbette ama bunlar bütüne tesir edecek farklar değil.
Kur’an aynı da, anlama, mana aynı mı?
Madem Kur’an tek, o zaman neden yüzbinlerce farklı tefsir, onlarca mezhep ve Kur’an’ı anlamak için kurulan onlarca ilim var?
Bırakın mezhepleri aynı mezheplerin farklı tarikatlerinin bile Kur’an’a bağlı anlama, yorumlama farkları olabiliyor.
Birkaç tefsir olsa ve birbirlerine bağlı olsalar anlarım ama binlerce alim oturmuş yüzbinlerce tefsir yazmış son bin yıldır.
Hepsi Kur’an’ı anlama/anlatma üzerine!
Sadece tefsir mi? Kur’an’ı anlama/anlatma adına farklı kategorilerde binlerce eser yazılmış.
Medreselerde, İlahiyat Fakültelerinde onlarca ilim tahsis edilmiş hepsi Kur’an’ı anlamak/anlatmak üzerine inşa edilmiş bu ilimlerin.
Ama Kur’an’a bakarsanız kendi için 17 Ayetinde basit, anlaşılır, rehber, kendi kendini açıklayan ifadeleri mevcut!
Kur’an diyor ki;
Ben size yaş ve kuru herşeyi anlamanız ve beni rehber edinmeniz için basitçe, apaçık bir dille gönderildim!
Ancak Kur’an ile kendini ispatladığını ve anlattığını iddia eden Allah Hazretleri ve aradan geçen 1400 yıla rağmen Kur’an’ı daha doğrusu Allahça’yı hala anlamayan Araplar!
Bu kitap rehber, apaçık ve basit olduğuna göre, iddiaya göre de Arapçanın ilk, en önemli ve en muhteşem eseri olduğuna göre ve gene iddiaya göre Arapçanın en has, en akıcı ve en anlaşılır şekli olan Kureyş Lehçesi yani “Fusha” ile yazılıp okunduğuna göre 1400 yıldır bütün Arap Dünyasının
Kur’an diliyle şakır şakır konuşması gerekir.
Mantık bunu gerektiriyor değil mi?
Pekala değerli Müslümanlarda mantık var mı?
Düşünün değerli arkadaşlarım;
Arap Dünyası 1400 yıldır günde beş vakit Kur’an Diliyle namaza çağrılıyor.
Kur’an Diliyle namaz kılıyor.
Kur’an Diliyle ayetleri okuyup dualar ediyor.
Çocuğunu sünnet ediyor Kur’an Diliyle dualar okuyor.
Kızını, oğlunu evlendiriyor Kur’an Diliyle dualar okunuyor.
Gerdeğe girecek Kur’an Diliyle dualar okuyor.
Kurban Kesiyor, Kur’an Diliyle dualar okuyor.
Yakınını kaybediyor, Kur’an Diliyle dualar okuyor.
Okula başlıyor ilk ders Kur’an dersi.
Velhasıl 1400 yıldır Araplar Kur’an’la yatıyor,Kur’an’la kalkıyor ama Kur’an’ca/Allahça konuşmuyor!!!
Ya Hu diyorum ben de nasıl olur bu!
Benim çocukluğum da aynen böyle geçti değerli arkadaşlarım.
Biliyorsunuz ben Arap asıllıyım.
Doğu Kudüs’te doğduğum, büyüdüğüm evde sürekli Kur’an okunurdu. Keza büyüdüğüm, çocukluğumun geçtiği Lübnan, Suriye. Kalabalık bir aileydik her Arap ailesinde olduğu gibi. Amcalar, dayılar, halalar, teyzeler sadece bayram, seyran değil sürekli kalabalık bir ortamdı. Arap aileleri böyledir hep içiçe olurlar. Düğün, dernek, cenaze eksik olmazdı evimizde. Habire Kur’an okunur biz de saygıyla dinlerdik hocaların okuyuşunu. Çocuktuk Kur’an’ı binlerce kez duymuşumdur ama anlamazdık bazen kelimeleri yakalardık ama genelde ne denir, ne anlatılır anlaşılmazdı bizim için. İlkokula başladığımızda Arapça okuma yazma dersleri yanında Kur’an dersleri de başladı bizim için.
Evet doğru okudunuz. Arapça okuma yazmayı öğrenirken Kur’an okumayı da ayrı öğreniyorduk. Lise bitene kadar bu böyle devam etti kelimelerin manalarını, okunuşunu öğrendik ancak içeriği öğrenmedik sadece ezber vardı. Üniversitede iken Kur’an’ı ayrı derslerde detaylı öğrenmeye başladım.
Arap Ülkelerinde eğitim oranlarını biliyorsunuz Üniversite mezunu genel nüfusa oranla son derece düşüktür. Kur’an yazısı denen seçkin Arapça(!) “Fusha” öğrenmek için çok sağlam bir eğitim almanız gerekir. Öğrenseniz bile asla ve asla bunu günlük hayatınızda kullanmazsınız. Gazete,dergi okurken ancak lazım olur tabii okuyorsanız! Okuma oranlarının düşüklüğünü hatırlatmama gerek yok.
Bir de yazısı olmayan bir dil var. “Ammi” Arapça, bu dil Kur’an dilinden hayli farklı bir dildir. Her ülkenin kendine has bir Ammicesi vardır. Birbirinden de oldukça farklıdır bu diller. Bu dillerin yazısı yoktur.
Kısaca Arap Ülkelerinde hep iki ayrı dil oldu.
Yazısı da olan Kur’an dili “Fusha”
Yazısı olmayan konuşma dili “Ammi”
Neden?
Bu noktada tekrar mantıklı bir soru üretelim. Kur’an’ın önemini yazdım yukarda her an hayatın içinde olan bir kitap ve son derece hakim bir kitap.Eğitimden, hukuka, düğünden cenazeye herkes bu kitapla yatıyor kalkıyor ama Arap insanı 1400 yıldır nedense bu kitabın dilini konuşmuyor ve anlamıyor!
Bu kadar etkin bir kitabın dili üstelik Allah Hazretleri apaçık, anlaşılır ve basit bu dil ile Araplara kutsal kitaplarını göndermiş, okusunlar Allah Hazretlerini tanıyıp tapınsınlar kurallarına uysunlar ve cennette kendilerine yer kazansınlar!
Neden?
Neden Ya HU?
Hiçbir Müslüman bu soruyu sormaz mı?
Sormamışlar?
Çünkü değerli Müslümanlar da mantık yok!
Neden apaçık, anlaşılır, sade Kur’an dili varken üstelik de Allah Hazretlerinin gönderdiği sabah akşam yatıp kalktıkları Kur’an’da bu dil ile yazılıyken Araplar hiçbir zaman üstelik cennet garantili bu kitabın dilini konuşmamış ve üstüne üstlük hiç anlamamış!
Neden ya Hu neden!?
Yok mu bana bu soruyu cevaplayacak değerli bir Müslüman?
Evet doğru Kur’an tek, dünyanın neresine giderseniz gidin üç aşağı beş yukarı yaklaşık bin yıldır aynıdır Kur’an.
Tabii bu resmi mushaftan önce yok edilen binlerce farklı Kur’an’ı, öldürülen insanları ayrıca yazacağız. Resmi Kur’an ortaya çıkana kadar çok katliamlar yaşanmış.
Nihayetinde resmi bir kitap ortaya çıkarmışlar.
Ama anlayan yok!
İddiaya göre Kur’an’ın Allah’ı da tek yaratıcı!
Ama o Allah’ın kulları Allahlarının gönderdiği kitabı anlamıyor!
Kur’an tek!
Allah tek!
Ama Kur’an’ı anlayan bir Allah’ın kulu yok!
Her kafadan bir ses çıkmış ve bin yılda yüzbinlerce sayfa tefsir yazmışlar ama hala fikir birliği de yok, anlayan da yok!
Ben Kur’an’ın aslının Süryani yazısıyla yazıldığını ve Süryani Arap karışımı bir lehçe ile de okunduğunu yazıyorum. Bu Kur’an lehçesinin ise bugün konuşulan Arapça ile hiçbir ilgisi olmadığını ve 7. Yüzyılda konuşulan hiçbir lehçenin de zaten bugünkü Arapça ile de hiçbir ilgisi olmadığını bugün konuşulan Arapçanın 8. Yüzyıl sonlarında oluşmaya başladığını ve zaman içinde evrilerek bugünkü düzeyine geldiğini de yazıyorum.
Yani bugün konuşulan Arapça lisanı 8. Yüzyıl sonlarında ortaya çıktı.
Kur’an’ın öncüllerini Süryanice ilk yazan ve o dili konuşanlar aradan geçen nesillerde bölgedeki yoğun savaşlar, kültürel ve siyasi değişikliklerle yok oldular haliyle Kur’an yazısı ve o yazıya mahsus dil unutuldu. Kur’an yazısı Süryani Estrangelo kaligrafisinde yazılmış ve o insanların kendi aralarında kullandıkları o ilginç dilin bazı seslerini de ihtiva eden özel bir yazıydı ve Araplarla alakası bile yoktu. Çok daha sonra Süryanice öncüllerden kopyaladıkları yazıları aktarırken yazıların içeriğindeki “akıcı bir dil” anlamındaki “Arabiyyun” sözcüğüne siyasi amaçlarla özellikle Arapça anlamı yükleyerek Metni Arap ırkına mahsus hale hetirdiler. Bu metinler bir din için değil siyasi bir söylem için oluşturuldu.
Tekrar dikkat çekiyorum.
Asılları Süryanice olan bu metinler asla yeni bir din ihdas etmek için değil siyasi bir söylemi yaymak için bir araya getirilmişlerdir.
O metinleri de ilerde inceleyeceğiz elbette haberiniz olsun değerli Müslümanlar!
Hatta bir kısmının adresini vereyim size. Tamamen erişime kapatılan Sana Fragmentleri içinde çok sayıda bu öncüllerden var.
Fark ettikleri anda ödleri koptu!
Bir süre önce bu kadar önemli bu fragmentler hakkında neden hiç akademik çalışma yok diye sormuştum yazılarımı okuyanlar anımsayacaktır. Bazı değerli Müslümanlar bir iki tane akademik araştırma çıkardılar önüme ve al bak varmış dediler!
Soytarılık diyorum bende!
Nerdeyse 50 yıl olacak bu fragmentler bulunalı ve sadece bir iki akademik çalışma! Onlar da hileli! Üstelik İslam Tarihinin bugüne kadar bulunmuş en eski ve en önemli eserleri hakkında yayınlanan akademik çalışma ise sadece % 2 lik kısımdan! Yani tarihleri tutturdukları kısımdan!
Geri kalanlar ise ortadan yok edildi! Bazı değerli Müslümanlar iddia ediyor ki hepsi mevcut, mikro filmleri var, araştırılıyor internetten ulaşılıyor, günümüz Kur’an’ı ile aynı vs. vs.
Hiç utanmaları yok bu Müslümanların!
Hepsi yalan değerli arkadaşlarım. Onbinlerce doküman var. Üstelik sadece Kur’an Fragmentleri değil Mimari çizimlerden, şiirlere bir çok doküman mevcut. Ancak dökümanların içeriği ortaya çıkmaya başlayınca ortalık karıştı ve Alman Hükümeti ile Yemen hükümeti anlaşarak siyasi sus pus yapıldı. Tabii bu sus pusun ardında Yemen Hükümetinden ziyade Suud Krallığı var. Hayli yüklü paraların ve siyasi bedellerin döndüğü yıllardır Amerika ve Avrupa da akademik camiada konuşulur. Tabii bunlar dedikodu ama fragmentlerin ortada olmadığını biliyoruz. Erişime açık diyenlere inanmayın. İsteyen Yemen Kültür Bakanlığına yazı yazsın ve açık erişim hakkı istesin bakın ne cevap veriyorlar!
Günümüz Kur’an içeriğinin bir çok dine kıvırması Abdülmelik’in ilk yaptığı derlemenin siyasi içeriğinden kaynaklıdır.
Kur’an’ın öncüllerinin ilk kaleme alındıkları tarih. 6. Yüzyılın başlarıdır.
Amaç nedir?
Bölgede dolaşan misyonerlerin ve ravilerin çok geniş bir coğrafyada farklı lehçe ve kültürle hareket eden insanlara ortak bir dil ile hitap ederek cemaatle beraber okudukları ilahileri, şiirleri, duaları tek bir hitap haline çevirebilmek . Tarih yaklaşık M.S. 520-550 yılları. Daha sonra yaklaşık 100 yıl civarında bir çok derleme yapmışlardır. 7. Yüzyılın başlarında bölgede gelişen siyasi olaylar, Sasani-Bizans çekişmesi ve karışıklıklar bu misyonerlerin dağılmasına, ölmesine ellerinde tuttukları derlemelerin de karışmasına dağılmasına sebep olmuştur. Bölge insanı için yazılı belgeler ve yazı yazan insanlar her zaman kutsal nitelikte olmuştur. Bundan dolayı bu yazılar ya saklanmış ya gömülmüştür. (Sana Fragmentleri örneğinde olduğu gibi)
7. Yüzyılın sonlarına doğru da Abdülmelik bu derlemeleri toparlayarak yeni baştan oluşturdu. Ancak onun oluşturduğu derlemelerde sürekli değişikliğe tabi tutuldu. Çünkü amaç dini değil siyasiydi.
Kur’an hitabı içinde yer alan büyük Sureler de aslında Kur’an’dır. Küçüklerin bir çoğu sonraki yıllarda eklenmiştir. Örneğin bir kısmı Eyyamü’l Arap geleneğine aittir.
Kur’an’ın öncülleri Heretik Hristiyan geleneğine ait bir derleme iken Abdülmelikle beraber ve ilerleyen yıllarda da farklı dini kavramlar kazandı.
Kur’an 9. Yüzyıla kadar asla bir dinin kitabı olmadı. Üçüncü nesildeki Kur’an daha çok bir mezhebin fıkıh/siyasi kitabıydı. Kur’an içinde çok sayıda Talmud şeriatine mahsus düzenleme bulunma nedeni budur.(Şia Yahudiliği etkileri)
Bu kısa bilgi ve sorular aslında ana konumuzun girişi içindi.
Konumuz bunlar değil aslında .
Bugün konumuz anma ve saygı.
Üç muhteşem kadını anacağız ve kendilerine saygı duruşunda bulunacağız.
Ben özellikle değerli Müslümanlara çağrıda bulunuyorum. Adını yazacağım bu üç muhteşem Arap kadınını rahmetle ve saygıyla anmalılar.
Merak etmeyin yaşadığı iddia edilen Muhammed’i zehirlediği iddia edilen eşleri değil bu kadınlar!
Mısırlı üç dansözden bahsediyorum!
Samia Gamal
Naima Akef
Nagwa Fouad
Üç muhteşem Mısırlı kadın.
Bin yıldır yüzbinlerce tefsir, günde beş vakit namaz, dua, doğumdan eğitime, düğünden gerdeğe, camiden cenazeye Kur’an ile yatıp kalkan Arapların konuşmadığı, anlamadığı Kur’an Arapçasını çökerten kadınlar!
Üstelik sadece göbek atarak yaptılar bunu!
Bu kadınlar Mısırlı değerli arkadaşlarım. Yukarda yazmıştım. Arap ülkelerinde iki ayrı dil var. Biri bu kadar yoğun baskıya rağmen Arapların bin yıldır konuşmadığı ve anlamadığı Kur’an dili. Bir de yazısı olmayan ve her ülkenin kendi halk lehçelerinden oluşan Ammice.
Ancak bugün bütün Arap Dünyası kendi ülkelerine has Ammice dışında tek bir Ammiceyi çok rahat konuşup anlar.
Mısır Ammicesi…
Mısır Ammicesi bugün Arap Dünyasının “Lingua Franca”sı olmuştur.
Bu üç kadın ve Mısır’ın sineması, müziği sayesinde…
Elbette başka bir çok Mısırlı daha vardır ama bu isimleri etkinliğine göre sembolik olarak seçtim.
Allah Hazretlerinin Kur’an’la bin yıldır Arap insanını zorla ele geçirmesine ve Namazla, Duayla, Doğumdan Ölüme, Cennet Vaadleriyle dikte etmesine rağmen Kuran Dili Arap Dünyasının Ortak Lisanı olmadı, olamadı.
Çünkü Kur’an Lisanı hiçbir zaman Arap insanının dilinden olmadı bu yüzden de o kadar Kur’an’ın bin yıldır beceremediğini bu muhteşem üç Mısırlı kadın sadece göbek kıvırarak 50 yıl içinde Mısırın Ammicesini bütün Arap Dünyasının Ortak Lisanı haline getirdiler.
Ve bugün bazı değerli Müslümanlar Kur’an’ın Arapça yazılı olduğunu, Arapça okunduğunu, Arap insanının dili olduğunu iddia ediyorlar.
Halbuki bu üç dansöz sadece göbekleriyle bu iddiayı çürüttüler.
Kimse kıvırmasın!
İlla kıvıracaksanız bu üç muhteşem kadını izleyin de gerçek Arapça kıvırma nasıl olur öğrenin bari!
Bu Takiye değil Kıvırma!
Yoksa Takiye de mi Kıvırma!
Neyse gerçeği burada…
Kıvırmanın bile Takiyesini yapıyor ya değerli Müslümanlar!
Lillahi!
Her Müslüman gerçeği tadacaktır.
Sevgi ve Saygılarımla….
Lombelico del Mondo'dan "Virtual Reality" öyküler...
Holos, Holy, Hologram, biri bütünse, biri kutsalsa, biri de gerçekliğin kaydı ise Cosmo kayıt mıdır gerçeklik midir?
Is It Real Or Not? — Savaş Kaya ile birlikte.
Yorum Yok