logo

BİLİM DİNLERİ İŞİN İÇİNE KATMAZ...

BİLİM, FELSEFE, EĞİTİM DİLİ NEDEN LAİK VE SEKÜLERDİR? NİÇİN DİNLERİ İŞİN İÇİNE KATMAZ? NEDEN ALLAH'TAN VEYA YARATICI BİR GÜÇTEN TEK KELİME SÖZ ETMEZ?

Dindarlar tarafından öteden beri hep itiraz konusudur bu mesele. Bilim; materyalist olduğu, eğitim müfredatında yaratıcıdan hiç bahsetmediği, metafizik konuları dışladığı konusunda daima yerilir.

✅ Bunun nedenini bazı örneklerle açıklamaya çalışalım. Mesela bilim sadece yağmurun nasıl yağdığını izah edebilmek için binlerce yıllık bilgi birikimi ile yüzbinlerce bilim adamının emekleriyle fizik, kimya gibi pek çok bilim dallarının verilerini biraraya getirerek ayrıntılı bir izahat yapar ve der ki:

"Su molekülleri güneş ışığının etkisiyle sıvı halden gaz hale gelerek buharlaşır. Yükselen gaz haldeki su molekülleri, atmosferin soğuk tabakasıyla karşılaşır. Atmosfer içerisindeki nem miktarı soğuyan havanın büzülmesiyle doyma noktasına ulaşır. Bu esnada havadaki mikroskobik toz tanelerinin etrafında gittikçe yoğunlaşarak gaz halden sıvı hale geçen su molekülleri, artık yerçekimine direnemez hale gelir ve yere doğru düşmeye başlar. Bu düşme esnasında yağmur damlaları hava sürtünmesi ile karşılaşır ve hızları da düşer. Eğer soğuma eksi derecelerde ise su donarak buz kristallerine döner ve kar yağar. Eğer fırtına eserde yağmur damlaları yukarı yönde yükselirse hızlıca donar ve şişerek doluya dönüşür. Eğer yukarı aşağı hareketi devam ettirirse dolu etrafında daha çok su birikerek çapı büyür. Dolu, yağmura göre daha fazla kütleye sahip olduğu için hava sürtünmesine daha az maruz kalarak kurşun etkisi yapar ve tarım ürünleri başta olmak üzere pek çok mala zarar verir."

Bu olayla ilgili hangi detayı sorarsanız sorun bilim nokta atışı hepsini açıklayabilir. Üstelik kuranda birtek ismi geçmeyen kar ve doluyu da izah eder. Hatta tüm verileri ispatlamak için milyarlarca dolar harcayarak yörüngeye sayısız uydu yollar ve doğrudan gözlem yapar.

▶️ Aynı soruyu dinlere sorduğumuzda alacağımız tek cevap, "Yağmuru Allah yağdırır" sözü olacaktır. Bunu duyunca "iyiki söylediniz valla çok açıklayıcı oldu!" diyesiniz gelir.

✅ Bir başka örnek verelim. Mesela bilim depremlerin nasıl meydana geldiğini izah edebilmek için yüzlerce yıllık bilgi birikimi ile yüzbinlerce bilim adamının emeğiyle jeoloji, jeofizik gibi pek çok bilim dallarının verilerini biraraya getirerek ayrıntılı bir izahat yapar ve derki:

"Dünyanın yerkabuğu altında binlerce derece sıcaklıkta çorba gibi kaynayan bir magma tabakası bulunur. Levha denilen kara parçaları bu sıcak ve akışkan malzemenin üzerinde suyun üstündeki gemi gibidir. Bu kaynayan ortam tıpkı kaynayan bir tencerenin kapağını hareket ettirmesi gibi levhalara konveksiyonel (yükselici) baskı uygular. Daha önceden bu baskıyla kırılmış ve parçalara ayrılmış levha sınırları arasında fay hatları bulunur. Bu fay hatları boyunca levhalar sürekli olarak farklı yönlere doğru hareket ederler. Hareketlerine göre normal fay, yanal atılımlı fay ve ters fay olmak üzere temelde 3 çeşit fay vardır. Bu fay sınırlarındaki levhalar yılda birkaç milimetreden 15 santime kadar değişen hızlarda hareket ederler. Bu hareket esnasında levhaların sınırları pürüzsüz olmadığı için çıkıntılı ve pürüzlü yüzeyler birbirine takılır ve ilerlemeyi durdurur. Fakat alttan gelen sıcaklıkla birlikte basınç sürekli itmeye devam etmektedir. Yıllarca bu baskı ve gerilime dayanmaya çalışan fayın pürüzlü yüzeyi bir noktadan sonra dayanamayıp kırılarak biriken enerjisini boşaltır. Fay hattı yıllarca yapamadığı hareketi birden yapar. Mesela metal bir çubuğu bükmeye başladığınızda bir yere kadar dayanır fakat bir noktadan sonra kırılır metal çubuk saniyelerce tınnnn sesiyle titreşir. Fay hattı da bu kırılma sonucunda titreşir ve bu dalgalar halinde yeryüzüne doğru yayılarak yerkabuğunu sallar. Fay hattı küçük ise küçük depremler, büyük ve uzun ise büyük depremler meydana gelir. Sadece deprem değil dağların oluşumu, volkanizma, sıcak su ve maden suyu kaynakları da gene magmanın hareketiyle oluşur. Levhalar birbiri üzerine sıkışıp yükselerek kıvrımlı dağları, fay hattı kırıklarından magmadaki sıcak malzeme yeryüzüne fışkırırarak soğuyup katılaşırsa volkanik dağları, yine fay hatlarındaki boşluklardan magmaya kadar giren yüzey suları sıcaklıkla tekrar yeryüzüne çıkarsa sıcak su ve maden suyu kaynaklarını oluşturur."

Bu olayla ilgili olarak depremin büyüklüğü ve şiddeti, korunma yolları, binaların güvenliği vb gibi sorulan her soruya bilim ayrıntılı cevaplar verecektir. Sadece deprem konusunda bile onlarca kurandan kat kat daha büyük bilgiler verir. Bu bilgileri isbat etmek içinde volkanik malzemeyi inceleme, yerin altına sismik dalgalar yollamak, depremlerin istatistiki bilgilerini depolama, yerin yapısını labaratuvarda simule etme gibi pek çok yöntemle söylediklerini isbat eder.

▶️ Aynı soruyu dinlere sorduğumuzda ise gene alacağımız cevap, "Depremleri Allah yapar" sözü olacaktır. Yine bir arpa boyu yol katedemezsiniz.

Sadece bu örnekler değil, yıldızlar nasıl enerji üretir, gezegenler niçin döner, atomun yapısı nasıldır, memelilerin özellikleri nelerdir, kuşlar nasıl uçar gibi bir milyon tane soru sorsanız, dini bilgi bunların hepsine spam cevap olarak; "Allah yaptı, Allah yaptı, Allah yaptı, Allah yaptı, Allah yaptı..." demekten öte geçemez. Bu bakımdan dinsel bilginin bilimsel bilgiyle sidik yarıştırması imkansızdır. Buna rağmen genede dindarlar Allah yaptı Allah yaptı Allah yaptı cümlesinin her bilim kitabında, her ortamda bolca tekrar edilmesinden haz alacaklardır. Sanki bir işe yarıyor veya insanlar ilk defa duyuyormuş gibi...

Üstelik de dinlerin bazı konularda evren hakkında verdiği bilgilerin neredeyse tamamı yanlıştır. Kalp düşünür der gerçekte beyin düşünür. Yerler ve gökler 6 günde yaratıldı der halbuki 13.8 milyar yılda oluşmuştur, gökler 7 kat der öyle birşey yoktur, meteorları yıldız sanarak şeytanlara atılan taşlar olduğunu söyler halbuki meteorlar yıldız değildir ve şeytanlara atılmaz, güneşin bir çamurun içine battığını söyler aslı astarı yoktur vs vs...

Yani dinler bırakın bilime zerre miktar katkı yapmayı, bilakis söyledikleriyle daha çok yanıltmakta ve zarar vermektedir. Bu kadar spekülatif bir kaynağı bilimden fersah fersah uzak tutmak gereklidir. Zaten dindarlar bu yüzden bilime düşman olmaktadır ve bilimsel verileri kabullenmekte oldukça dirençlidir. Dinle çelişen evrim, dünyanın şekli, evren tasavvuru vs gibi pek çok konuda öteden beri bilimi yalanlamaya ve dini metinlerdeki verileri binbir tevillerle doğrulamaya çalışırlar.

Bütün bunlara rağmen gene de dini bilgileri bilimin içine katmaya çalıştığımızı varsayalım. Fakat unutmayın ki yeryüzünde bir tane din yok sayısız adet din var ve hepsi de birbirini yalanlamakla meşguldür. Semavi kitaplar dahi birbirleriyle çelişkiler içindedir. Dindar kişi "din bilime karışsın" derken sadece kendi inancını kastediyor. Başka inançların karışmasını dindarın kendisi de istemiyor. Burada kimi, nasıl, ne yaparak memnun edeceksiniz? En basitinden "İnsan nasıl var oldu?" sorusuna; müslüman Allah yarattı diyecek, yahudi çıkıp Allah diye birşey yok yehova yarattı diyecek. Bir başkası baba oğul kutsal ruh diyecek. Öbürü ordan çıkıp hayır hepiniz yalan söylüyorsunuz göktanrı herşeyi yarattı diyecek, panteist evrenin kendisi tanrıdır diyecek vs vs. Daha mitolojilerdeki binlerce tanrıyı saymıyorum bile. Al sana hır gür ve kavga sebebi. Halbuki yukarıda sayılan bilimsel açıklamalar dünyanın tüm ülkelerinde geçerli gayet evrensel açıklamalardır. Hepsi tekrar tekrar bağımsız gözlemciler tarafından test edilebilir niteliktedir.

Haydi tanrının evrensel olmayışını da gözardı edelim ve kendi Allah inancımıza pozitif ayrımcılık yaparak Allah yarattı diyelim. Burada da gene problem çözülmüş olmuyorki. Müslümanlar içinde de kimisi çömlekten yarattı diyor kimisi çömlek mecazdır topraktaki elementlerden beslenme yoluyla yarattı diyor, kimisi evrimle kademe kademe yarattı diyor.

Tanrının evrene müdahalesi olup olmadığı bile mezheplere göre değişiyor. Kimi mezhebe göre evrende doğa yasası diye birşey yok tanrı paşa gönül kriterine göre herşeyi bizzat çekip çeviriyor. Kimi mezhebe göre sistemi kurmuş ve düğmeye basmış müdahale etmeden tıkır tıkır işliyor. Kimine göre de meleklere vazife vermiş onlar idare ediyor. Şerlerin kaynağı dahi bir mezhebe göre Allah iken bir diğer mezhebe göre şeytanın işi. Hele birde şiilikteki ihtilaflara bakacak olursak ortalık temelli curcunaya dönecek. Zaten şiilerle sünnîlerin birbirlerini din ihtilafı yüzünden katletmesi şeriat ülkelerinde sıkça rastlanan bir olgudur.

Peki bütün bu ihtilafları sona erdirmenin bilimsel bir metodu var mıdır? Mesela yarayıcı güce bir e mail atıp soru sorabilir miyiz? Senin gerçek adın nedir? Sahip olduğun özellikler nelerdir? Fiillerin nerde başlar nerde biter? Hayatın hangi alanlarına ne düzeyde mücadale edersin? Gerçek kitabın ve onun makbul yorumu hangisidir?

Dini metinlere bakarız demeyin sakın. Zira asıl çıban başı onlardır ve ihtilafların kaynağı zaten dini metinlerin bizzat kendi çelişkili açıklamalarıdır. Herkese mavi boncuk dağıtan bir üslupları vardır. Bugüne kadar kutsal kitap bizim mezhebimizin görüşlerine hiç prim vermiyor, karşı mezhebi destekliyor diyen birine tarihte rastlanılmamıştır.

Hadi yaratıcı güce soru soramadık ta peki onu deney ve gözlemle test ederek varlığını kanıtlayabilir ve fiilerinin sınırını tespit edebilir miyiz? O da hayır. Çünkü dindarlara göre Allah madde değil, enerji değil, cisim değil, zamanı yok-mekanı yok, başsız-sonsuz, evrenin içinde değil, uzayda yer kaplamayan, şekli şemali olmayan birşeydir. Aslında Allah yok demenin müslümancası olan bu izahlar altında en ufak bir veri elde etmeniz de imkansız. Zaten insanlık yaklaşık 2500 senedir tanrıyla yakından ilgilendi. Bilimin felsefenin dibine vurdu ama hakkında ihtilafları giderecek bir gramlık bile somut bir veri elde edemedi. Sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır.

Ayrıca bu tür girişimler zor sorulara kolay cevap aramak demektir. Aynı zamanda bilimi durdurucu bir işleve de sahiptir. Her bir olguyu teker teker uzun emekler sonucu açıklamak yerine Allah yaptı deyip kenara çekilmek uyuşturucu etkisi yapar. Sizi rahatlatır. Açıklama külfetinden kurtarır. Sonuçta sonsuz güçlü yaratıcı sözkonusu ise bir şekilde yapmıştır. Nasıl yaparsa yapar. Ona engel filan bulunmaz. Ol deyince zaten anında oluverir! Hikmetinden sual olunmaz. Üstelik size bütün bunları tanrı yapıyor denildikten sonra sizin açıklama yapmanız yaratıcıyı acze düşürmek olarak algılanır ve sizi zan altında bırakır. Zaten tarih boyunca olguları neden sonuç ilişkileri çerçevesinde açıklayan nice bilim insanı işin içine tanrıyı katmadığı gerekçesiyle tekfir ve afaroz edilmiştir. Bu mahalle baskısından korktuğu için pek çok bilim insanı ve filozof kitaplarına tanrı manrı lafları yerleştirmek zorunda kalmıştır. Sonsuz ve sınırsız güç kavramı ile bir nedene ihtiyaç duymak birbiri ile uyuşacak şeyler değildir. Aciz ve zayıf olanlar bir nedene ve sayısız hassas ayarlara muhtaçtır. Gücü sınırsız olan neden meden dinlemez yapar geçer.

Bütün bunlar bir yana, bilim kendi yanlışlarını ayıklaya ayıklaya gerçeğe adım adım yaklaşarak ilerler. Daha dün akşam teketek de bilim adamları toplanıp "Einstain kuantum dolanıklık konusunda niçin yanıldı?" isimli bir program yaptılar. Hiçbir bilim insanı çıkıp ta "Bizim kutsal ve son derece zeki Einstain'ımız hakkında siz nasıl yanıldı dersiniz bre gafiller, çabuk sözünüzü geri alın yoksa bilimden afaroz edilirsiniz, idam edilmeniz gerekir" felan dememiştir. Bilimde bu gayet normal bir durumdur. Einstain'ın diğer doğru çalışmalarına da asla gölge düşürmez. Burada şahıs fanatizmi değil kanıt ve bilimsel deney sonuçları esastır. Mesela, "Allah neden yanıldı, peygamber neden yanıldı, kuran neden yanıldı" diye dindarların konuşmasını bırakın böyle bir şeyi akıllarına dahi getirmeleri zinhar yasaktır. Ne kafirliğiniz kalır ne zındıklığınız ne ajanlığınız... Şeriat olsa kellenizi bile alırlar. Dogma olan yerde her zaman düşünce, kanıt ve bilimsel veri susmak zorunda kalır. Bu yüzden sözgelimi suudi arabistandan felsefeci çıkamaz.

Nasilki bilgisayarın çalışma prensibini izah etmek için tanrıya ihtiyaç duymuyorsanız bilimin açıklamalarında da tanrıya ihtiyacı yoktur. Özü gereği zaten somut madde ile ilgilenir. Çalışabileceği ve yegane kanıt bulabileceği alan burasıdır. Metafizik olarak bilinen alan ne koysan gider alanıdır. Burada kimse kimseyi bilek güreşinde yenemez. Mesela ben desem ki bardağımın üzerinde 6 tane melek dans ediyor. Yeryüzündeki hiçkimse benim bu sözümü ne doğrulayabilir ne de yanlışlayabilir. İddianın kendisi ussal olmadığı için rasyonel verilerin çalışacağı alan değildir. Delinin kuyuya attığı taşı çıkarmanın imkansızlığı burada hâkimdir.

Özetle bilim adamları ve felsefeciler analarından din düşmanı olarak doğdukları için değil, boşa kürek çekmemek için ve çalışmalarına ket vurulmasın diye dini imanı işin içine katmazlar. Binlerce yıllık bilim tarihi bunun en doğru metod olduğunu göstermiştir. Materyalist ve ateist olarak bilim yapabilirsiniz ama dindar olarak yapamazsınız. En azından inancınızı dahil ettiğiniz takdirde yapamazsınız. Bu yüzden de eğitim müfredatı din dersi haricinde baştan sona laik ve seküler bir dille yazılır.

 

Kadir Dülger

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.