İSTANBUL'UN FETHİ...
tarih bize doğru anlatıldımı ?
72 kadırga , tophaneden kasımpaşaya karadan nakledildi..! 22 nisan sabahı bizanslılar gemileri aniden gördüler..!!
gerçek nedir aslında ?
teknik açıdan bakalım önce : Her şeyden önce teknik ve zamansal olarak olanaksız. En uygun güzergahın saptanması ve işin yapılabilirliği için keşif gerekiyor öncelikle; ki birkaç ekibin çalışması halinde bile iki günden fazla sürer. İkincisi, o dönemde orman olan o arazide –ki en kısa mesafe bile 3 kilometre- gemilerin geçebilmesi için binlerce ağaç kesmek ve güzergahı temizlemek gerekiyor. Bir ayda yapılabilirse mucize olur.
Üçüncüsü, Galata veya Taksim sırtını geçmek, oldukça büyük bir çıkış ve iniş yanında bir dizi irili ufaklı iniş, çıkış ve kavisleri geçmek demek. Geçirilecek olanın koca koca gemiler olduğu düşünülecek olursa ciddi bir stabilizasyon çalışmasının önceden yapılması, bir dizi çukurun doldurulması, tepenin kazılması, kavislerin düzeltilmesi zorunlu.
Dördüncüsü, gemiler kaydırılmışsa gemi başına bir kızak ve üzerinde kayması için yol boyunca, yağlı ve birbirleriyle simetrik binlerce(en kısa mesafede en az 6 bin) kereste hazırlanıp yerleştirilmesi gerek. Tekerlekler üzerinde götürülmüşse, 72 tane, yüzlerce ton taşıyabilecek büyüklükte ve yeterli sayıda tekerleği olan araba üzerinde gidebileceği sağlamlıkta yok gerek. Ne kadar mükemmel bir organizasyon olursa olsun bu da aylar alacak bir iş.
Bir geminin sadece kızağa alınıp karaya çıkarılması bile, neresinden bakılırsa bakılsın, her gemi için tekrarlanmak üzere saatler alacak bir iş. Oldukça dik olan o yokuştan gemilerin çıkarılması ve o kadar ağır ve hassas bir yükün, çıkarmaktan da zor bir iş olan, elden kaçırılmadan aşağıya kadar indirilmesi, en tecrübeli ve uyumlu ekiple bile haftalar alır. Diğer yandan tek güzergah olduğundan, biri inişe geçmeden diğerinin çekilmesi olanaksız, dolayısıyla birbirlerini beklemek zorundalar. Bunların yanında, 72 geminin Kasımpaşa’ya indirilebilmesi için, buranın bu işe uygun hale getirilmesi, yani, gemilerin karaya çıkarıldıkları yer gibi, Kasımpaşa’da da ciddi bir inşaat faaliyeti gerek.
Aynı güzergah kullanıldığından aynı mekanda on binlerce insan, bir o kadar manda, deve, vb., bunların sevk ve organizasyonu, yaşanan olağanüstü trafik… O ilkel koşullarda ne denli mükemmel bir mühendislik ve idare yapılırsa yapılsın, üstelik benzeri bir iş deneyimi olmadığından bir dizi aksama kaçınılmaz.
Son olarak belirtilmesi gereken, söz konusu güzergahlarda yapılacak bir gemi yükleme ve indirmesinin Bizans’ın haberi dışında gerçekleşmesinin olanaksızlığıdır.
Tüm bu veriler ışığında büyük bir özgüvenle belirtilmeli ki, iki gecede (siz deyin ki iki ayda) gizlice dağdan gemi aşırtma safsatasına inanmamızı isteyenler, amiyane tabirle hiç hesap bilmiyorlar! Her yıl tekerlikli büyücek bir kayığı asfalt yoldan Kasımpaşa’ya taşıma mizanseni sırasında yaşanan sorunlar bile, bu 72 gemi geçirme efsanesine itibar edilemeyeceğinin yeterli kanıtı aslında. Dolayısıyla Fatih’in elinde yüzlerce tonluk bir ağırlığı yüklenecek bir helikopter olmadığını bildiğimiz koşullarda bu efsane, salt bizim değil, pek çok tarihçimizin de ne hale getirildiğinin göstergesi olmaktan başka bir anlam taşımıyor.
22 Nisan sabahı görülen gemilerin, kimlerin komutasında, nerede, nasıl yaptırıldıkları, Gemilerin, Bizans’ın haberi olmadan nasıl birdenbire Kasımpaşa’da beliriverdikleri sorusunun yanıtı ''meleklerin yardımı '' ile pekiştirildi.
Tabii dağdan gemi aşırmayı mantıki kılmak için, “değişik bazı makinelerin” varlığından söz eder ki; eğer bu iddia gerçek olsaydı, o dönem koşullarında, Osmanlıyı Yeniçağ’ın öncüsü yapacak teknolojik bir devrimden söz ediyor olacaktık.
peki o teknoloji osmanlının diğer 550 yılında neden yoktu ?
işin aslı neydi ?
haliçte yapılan dokuz adet iri kayık.. tabi kısa sürede parçalanmıştı..
başta evliya çelebi olmak üzere osmanlı tarihçilerinin zamanın şartlarına göre yazdıkları efsaneler , günümüz idarecileri için ''tarihi olay '' olarak kullanılması , 100 yıllık bir neslin yalanlarla kandırılmasına neden oldu..
dahasıda var. vücuduna saplanan 27 oka rağmen surlara tırmanan sancağı diken ulubatlı hasan gerçekten yaşamışmıydı ?
efsaneleşmiş tarihi bir karektere doğum ve ölüm tılları koymaktan kolay birşey yoktur.. fetih öncesi hiç bilinmeyen , 28 mayıs gecesi ortaya çıkan ulubatlı hasan yoksa bir çizgi film kahramanımıydı ?
Yorum Yok