logo

İMAM GAZALİ'DEN HERZELER...

İSLAM DÜNYASININ BU GÜNKÜ YÜREKLER ACISI DURUMA DÜŞMELERİNİ SAĞLAYAN VE SELÇUKLU İMPARATORLUĞUNUN TÜRKLÜK ŞUURUNU BOZAN İMAM GAZALİ ‘DEN HERZELER

İmam Gazali (1058-1111) ki, Büyük Selçuklu Başveziri Nizamü’l Mülk ile fikir birliği yaparak, İslam Dünyasının bin yıllık geleceğini, kendi bağnaz zihniyetleri doğrultusunda dizayn etmiştir. Gazali’nin izinde giden yüzlerce, belki binlerce sözde âlim(!) geçinen cahil ulemanın taşıdığı bağnaz ve tahammülsüz zihniyet, İslam Dünyasının, bugünkü yürekler acısı duruma düşmelerini hazırlamışlardır. Hem de bunu, din adına, dine hizmet ediyorum diye yapmışlardır. Şimdi İslam Âleminin, neden bu denli geri kaldığını, daha iyi anlıyoruz. Yani İslam Dünyası, böylesi acınası duruma, boşuna düşmemiştir.

.

İmam Gazâli’nin dinsel felsefesi, kuşkusuz İslâm şeriatına dayanıyordu. Hem bunun aksini düşünmek dahi zait! Zaten açmış olduğu çığır da, ahtapotun kolları gibi, tüm İslâm coğrafyasını sarmıştır. Ne var ki, Gazâli ve ardılları ayet ve hadisleri yorumlarken, kadınlar vazgeçilmez malzemeleridir. Onların çarpık ve ilkel zihniyetinden, kadınlar da nasibini alır. Hem kadın, bunların indinde neslin idamesini sağlayan bir kuluçka makinesinden başka bir şey değildir. Kaldı ki, kocasının tüm gereksinmelerini karşılamadığı takdirde, kesinlikle cennete giremez.

.

“Bir kadının cennete girebilmesi, her şeyden önce kocasının hizmetlerini en iyi şekilde görmesine, onu memnun etmesine, ona mutlak şekilde itaat etmesine ve onun şehvetini, dileğine ve zevkine göre gidermesine bağlıdır. Bütün bu işleri kusursuz denecek şekilde yapmış olsa bile, cennete girebilmesi yine de kocasının iznine bırakılmıştır…Prof. İlhan Arsel: Şeriat ve Kadın. Sf- 47” Çünkü bir kadın ne denli iyi Müslüman olursa olsun, kocası izin vermezse, cennete girmesi olanaksız. Gerçek o ki, beş olan İslâm’ın koşulu, âdeta kadınlar için altıya çıkartılmıştır. ALTINCISI DA “KOCAYA KAYITSIZ ŞARTSIZ İTAAT!”

.

Aşağıda bağnaz ve yobaz dincilerin yere göğe sığdıramadıkları Gazali’nin, bir yapıtından aldığım alıntılar bulunmaktadır. Ancak böylesine iğrenç fikirler, bu alıntılarla sınırlı değildir. Bu kitapta daha onlarca, bunlara benzeyen ipe sapa gelmez örnek bulunmaktadır. Böylesi görüş, düşünce ve fikre sahip olan bir kimse cahil; ona alkış tutanlar ise, zır cahildir. İşte dincilerin Hz. Muhammet’ten sonra, İslam’ın en büyük teorisyeni(!) ve âlimi olarak kabul ettikleri, Hüccetü’l İslâm (İslam’ın kanıtı) lâkaplı İmam Gazali’den herzeler:

.

“Kim ki, Şaban ayının on beşinci (Berat) gecesini ihya ederse, öldüğü vakit onun kalbi ölmez. Ayrıca, Berat gecesinde yüz rekât namaz kılana, Allah-ı teâlâ şefaatçi olarak yüz melek gönderir; bunlardan otuzu ona cennet yolunu müjdeler, öbür otuzu dünya afetlerinden, diğer otuzu ise cehennem ateşinden, 10’u da o kimseyi şeytanın şerrinden korur... İmam Gazali: Hüccetü’l İslâm. sf- 55,56”

.

Hele, büyük(!) ideoloğun döktürdüğü şu incilere bakar mısınız? “Bir kimse, Kurban Bayramı gecesinde cima yaparsa, doğacak çocuk altı parmaklı olur veya yemiş ağacının altında cima yaparsa, doğacak çocuk suda boğulur…İmam Gazali: Hüccetü’l İslam sf- 134” Büyük âlimin(!) kerameti bununla da bitmez; “Bir kadın, perşembe gecesi hamile kalırsa, doğacak çocuk âlim; aynı gün öğleden evvel hamile kalmışsa, doğacak çocuk zeki; keza, aynı gün öğleden sonra hamile kalırsa, doğacak çocuğun gözleri şaşı olur. Eğer, cima ederken konuşursan, çocuk dilsiz doğar…a.g.e..sf- 134”

.

Hem bunların aklı fikri hep cimada; hele şu zihniyete bir bakınız; (Bir kimse karısına: “Seninle dört ay münasebette bulunmayacağım,” derse ve dört ay içinde onunla cima yapmazsa, karısı talak-ı bain (Evliliği hemen sona erdiren boşanma) ile boşanmış olur. Daha sonra birleşmeleri için, nikâh lâzım gelir. Birisi karısına: “Artık sen kâfir oldun!” derse, karısı talak-ı bainle boş olur. Bu sözü, lâtife olarak söylemiş olsa da, karısını boşamış sayılır...a.g.e. sf-138)

.

Şu kadar ki, Gazâli’nin literatüründe, ilim denilen bu safsataların haddi hesabı yok. Kur’an’la yatıp Kur’ an’la kalkan, o kellifelli âlim, bakınız daha ne tür cevherler yumurtluyor; “Öğle namazını cemaatle kılmak, on iki yıl ibadet etmekten; ikindi namazını cemaatle kılmak, on bin fakiri doyurmaktan hayırlıdır. Yatsı namazını cemaatle kılmak ise Kâbe’yi bin kere tavaf etmekten, bin şehit namazını kılmaktan evlâdır. a.g.e. sf-45”

.

“Genç oğlanlarda da, kızlarda olduğu gibi şehvet vardır. Onlara bakmak bile haramdır…İmam Gazali: Hüccetü’l İslâm. sf- 121” Durun, daha bitmedi, “Zilhicce ayının ikinci günü kim oruç tutarsa (ki, bu ikinci gün Yunus Peygamberin duasının kabul olunup, balığın karnından kurtulduğu gündür.) Allah ona, bin yıl ibadet etmişçesine sevap yazar. a.g.e. sf- 71”

.

İmam Gazali ve ardılları, felsefeyi irfana, akılı nakile boğdurup, İslam Dünyasının geri kalmasının fitilini ateşlemişlerdir. Kendisinden sonraki dönemde yetişen ulema ve devlet yöneticileri, böylesi herzeleri müminlere İslam’ın olmazsa olmazları olarak yutturmuş; Hallacı Mansur, Seyyit Nesimi ve Kaabızı Acemi gibi âlimlerin derisini yüzerek veya parçalatarak öldürmüşlerdir.

.

Dolayısıyla İslam dünyası dinle akıl, dinle dünya işlerini birbirinden ayırmayıp, yobazlığa teslim olmuş ve bin yıldan beri bu tür safsatalarla uyutulduktan sonra, bu günlere gelinmiştir.

M. ALI AYKIN

 

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.