logo
....

KUR'ANI VE NUTUK'U OKUMUŞ OLSAYDIN...

Bak yobaz kardeşim hele bir kulak ver ne diyeceğim sana;

Kuran ve Nutuk okumuş olsaydın;

Hac,ca gidip bir taşın etrafında dönerek, salya sümük ağlayarak, sürtünmez, gerçek Şeytan`ı görür hayali bir Şeytan`ı taşlamaz, Arap oğlunu milyarder yapmazdın, kendi ülkende güzel şeyler yapar, dünyanın her yerinden kendi ülkeni görmeye gelen insanların yerlerde çöp toplarken görmez, pırıl pırıl sokaklarıyla hayretler içerisinde bırakan bir ülken olurdu. Atatürk,ün bıraktığı o doğal güzelliğin cennetim ormanın ortasına saraylar dikilmezdi. Çarşafa bürünmez, insan gibi giyinir, gider Anıt kabirde insan gibi dimdik durur; Ata`na tsk eder, minnet borcunu dile getirirdin.

Dünyanın hiç biri yerinde tanınmayan, kullanılmayan hatta kendi döneminde bile hiç bir işe yaramayan Osmanlı,ca diye uyduruk bir dili öğrenemedik mezar taşlarını okuyamıyoruz diye zırvalamazdın, bir gecede cahil kaldık masallarına inanmazdın, sen hep cahildin hala da öylesin, Kuran Türkçe okudun mu? HAYIR... çünkü sen okumazsın, zaten okusan din maskesi takmış şarlatanlara kanmazdın. Bugün doğru düzgün konuşamadığın kendi dilini çok daha iyi konuşur ve başka yabancı diller öğrenir en az 2 - 3 dil konuşurdun ( bir lisan bir insan ) demiş akıllı ataların.

Şeriat, şeriat dediğin fakat ne olduğu hakkında hiçbir fikrin olmadığı halde şeriat için yanıp tutuşmazdın, debinmezdin. Cahil bir hocanın papağan gibi tekrarladığı şeyleri köyün gibi dinlemez, karşısında titreyerek donuna kaçıracakmış gibi hissetmezdin.
Laik bir ülkede yaşardin, hukukun ayaklar altına alınmadığı, eşit demokrasi haklar ve özgür bir birey olurdun.

Bu gün düşman olduğun komşu ülkelere bile tattıl yapazken tüm dünyayı rahatlıkla gezip görebilirdin. Ülkenle utanç değil, gurur duyardin.

Ülkende birşey lerin yanlış gittiğine inandığında yollara çıkıp rahatça eylemini yapar hakkını arardin, Kandırıldık, Allah bizi affetsin diyenlere kanmaz, hesap sorar Allah,a sevketmezdin, bilinçli olur çözümler üretirdin, ellerini havaya acipta dua etmez, kaderim deyip katlanmazdın.

Devlet kurumlarını etkisiz hale getirip tüm güçlerini alinde tutupta astığım astık, kestiğim kestik diyen zorba bir diktatör karşısında el pençe boyun eğmez, dimdik onurlu bir insan gibi durur, benimde söz hakkım var ben bir kul değil, bireyim, insanım der konuşurdun.

Saraylara tapınmazdın. Bir türlü doyuramadığın aç mıden ve kokan nefesinle reis diye bağırarak kıçını yırtmazdın. Çünkü kul-köle değil. dimdik duran birey olurdun.

Gazetecilerin, yazarların, şairlerin, sanatçıların, akedemisyenlerin, avukatların, komutanların, üniversiteli gençlerin, vatandaşların, gereksiz yere hapse atılmazdı, senin namusunu ve vatanını koruyan askerle dalga geçilmez, itibarsızlaştırılmaz, yüceltilir, despot bir rejimle hayatları mahfedilmezdi.

Başka ülkelerin sömürdüğü insan değil, ektiğini, biçtiğini emeğini hakkıyla satan bir çiftçi, milli gelirden payını alan bir vatandaş, kendi ülkenin ürettiği arabasına binen bir birey, herşeyi dışardan ithal etmez sende birşeyler üretirdin ve bununla da çok mutlu olurdun ( unutma ki insanlar ürettikçe mutlu olurlar, tükettikçe değil ) yarı aç yarı tok asgari ücretle değil, emeğinin hakkını dürüstçe alan bir birey olarak yaşardin. Bir diktatörün sana verdiği makarnayla karnını doyurmazdın.

Seni emperyalistlerden kurtarıp, insanlığını sana geri veren, seni sömürülen değil, bağımsız bir ülkenin özgür vatandaşı olmanı sağlayan, insan gibi yaşaman için bir hayat sunan üst insan Atatürk,ten nefret etmez ona minnet borcu duyar saygı gösterirdin. Seni bu hale getirenlerin önünde el pençe olmazdın. Çünkü beynin Arapoğlunun dini ile dumura uğratılmaz, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, dostu düşmandan ayırırdin.

Cennet anaların ayakları altında dediğin gibi o ülke cennet olurdu ve kadınlarımız o ülkeyi süslerdi, yaşamaya kıyamazdın, şimdi oduğu gibi nefret etmezdin. Hergün gencecik insanların olduğu haberleri izlemez, bilimde, tıpta ve her alanda buluşlar yapan gençeleri izlerdin.

Ülkenin günlük meseleleri " kadın çalışırmı ?" " üç yaşında kız çocuğu erkeklerin yanında donla gezmeli mi ?" " yedi yaşında kız çocuklarına el verilmelimi yoksa verilmemeli mi? " " dokuz yaşındaki kız çocukları evlenebilir mi? " " evlatlığının eşiyle evlenilir mi? " saçmalıklarıyla değil, daha insanca şeylerle ilgilenirdin. Kadın erkek eşit değil demez, eşit olduğunu bilir mutlu bir toplumda yaşardin.

İnandığı kutsal kitabını bile okumayacak kadar çürümüş bir beyne değil, herşeyi okuyan, bilim, felsefe, tarih, edebiyat vs, ve okuduğunu anlayan sağlıklı bir beynin olur, tek kelimesini bile anlamadığın, hayatın boyunca duvarda asılı tuttuğun, içerisinde ne yazdığından haberinin bile olmadığı bir kitapta yazıyor diye ortaya atılan her safsataya koru körüne inanıp aklını teslim etmez, kendin kullanırdin.

Aklınla ve mantığınla yaşar, onurlu, haysiyetli bir şekilde yaşamınla ilgili kararları kendin alir, köyün gibi bir sarıklının, bir cübbelinin, bir yobazın fetvalarıyla ne yapacağını bilmeyen yaban eşekleri gibi bir oraya bir buraya koşturmazdın. Hocam havuza girdim dümbügüme şu kaçtı diye saçma sorular sorupta orucum kaçtı diye korkacak kadar cahil olmazdın.

Çanakkalede dünyaya kafa tutmuş ve emperyalist lere diz çöktürmuus olan dedelerin gibi dünyada saygı görür, kendinle onur duyardin, şimdi olduğu gibi utanç duymazdın.

Çanakkaleden giremeyenlerin, çanak antenle tek bir kurşun sıkmadan, kuşattığı ülkede tv,de saçma sapan sana dayatılan programları izleyerek beynini uyuşturanların değil, seni kaliteli, bilimsel, öğretici ve eğitici programlarla bilgilendiren şeyleri izlerdin. Bu kadar ahmak olmazdın medya yalan üretemez, siyasiler seni sömüremezdi.

Sevdiğin, beğendiğin, hoşuna giden, gönül verdiğin bir kadınla el ele dolaşır, içinden geldiğinde yanağına, dudağına sevgi öpücüğünü kondurur, kimseden rahatsız olmazdın, çünkü kimse kadına susamış, aç bir şekilde ağzından salayaraları akarak senin yanında ki kadına bakmaz ve sende bakıyorlar diye düşünmezdin, Annenin, eşininin, nişanlının, kır kardeşinin, rengarenk giyinmesini ister, kara bir çuvalın içine sokmazdın. İstediğin zaman, istediğin yerde esinle, ailenle, dostlarınla bir yemek yer müziğini dinler, birkaç kadeh içkini içer keyiflenirdin.
Ülkenin askeri güçlü olurdu, dünyada söz hakkına sahip olur başka ülkelerin tehditleriyle, korkutmalarıyla zavallı bir durumda olmaz, eğilmez, dimdik durur, sana kafa tutana sende kafa tutar boyun eğmezdin. Ekonomik kriz yaşamaz. Onların doları varsa bizim Allahımız var diyen soytarılara inanmaz, kanmazdın. Zaten bu duruma düşmezdin.

Daha sayayım mı? Saymakla bitmez ki bundan sonrasınıda sen düşün artık, o çürütülmüş, hipnotize edilmiş, dumura uğratılmış beyninle nasıl düşüneceksen artık,

Biz 30 Ağustos Zafer Bayramımızın onurunu, sevincini, coşkusunu yaşıyoruz. Çünkü varlığımızı bir çöl eşkiyası olan zır deli, insanlık düşmanı, pedofil Muhammed`e değil, bizi önce düşmanın elinden kurtaran, bir ülke armağan eden, sonra insan olma bilincini aşılayan, gasp edilmiş onurumuzu bizlere geri iade eden, egemenliği gökten indirip bize iade eden, ulu önder o yüce insan Atatürk`e olan minnet borcumuzu özümseyerek, duyumsayarak, derinden hissederek, teşekkür ediyor ve anıyoruz. Bilincimizle ve dimdik ayakta. Ellerimizi göğe açıp yalvararak, yalakalık yaparak ve korkarak değil. Cesur ve kararlı.
Aklını din simsarlarına, din tüccarlarına, şeyhine, teslim etmemiş, Atamızın kurduğu Cumhuriyet ilkelerini benimsemiş, özümsemiş, "aklı hür vicdanı hür" beynini dogmalardan arındırmış, bilimi ve aklı yaşamda kendisine düstur edinmiş Artamızın manevi mirasına sahip çıkan evlatlarının 30 Ağustos zafer bayramını en içten ve en derin duygularımla kutluyorum.

 

HASAN HOSLAR

3789 İzlenme

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.