DİNSİZ OLMAK, ÖZGÜR OLMAKTIR...
Insanin kendisi olması...!
Dinsiz, kendisi olan bireydir...!
Bir Müslüman, bir Hristiyan, bir Musevi vs. olabilirsin. Bu sadece tesadüfen doğmuş olduğun coğrafya ile ilgili bir durumdur. İnandığın "benim dinim" dediğin ve koru körüne savunduğun şey senin kendi edinimin değildir. Bu gurur duyulacak bir durum olmadiği gibi, aklını kullanan sağlıklı düşünen bir insan için utanç vericidir. Çünkü bu tavır gerçekte bir aptallık göstergesidir. Varolan kurulu düzenle uyumlu olmak, bireyliğini kaybetmek demektir. Yaşadığımız dünya düzenine uyum sağlamış olan insanlar, kendilerini yok etmiş olan insanlardır. Bunun çok büyük bir cesaret, çok güçlü bir özgürlük duygusu gerektirdiği kesin; aksi halde bütün sisteme karşi direnemezsin.
Akla dayanan temeller üzerinde her şeyi yeniden kurmak için var olan her şeyi yıkmak gerekir. Eski tip inançları, Ortaçağ tipi hüsnükuruntuculuğu ve bu ideolojileri süpürüp yenisini kurmak da, zihinsel putlarından kurtulmuş, akıl sahibi bilge insanların işidir; yoksa hayatını düzenlerken ahlak kurallarını rüzgârın içindeki bir sesten alan birinin işi değil. Dinleri kendi içlerinde bir "tabu" haline getiren kişiler, ahlaki yaşamında bir dayanak olarak gösterdiği kutsal kitabındaki bazı ayetleri ve hadisleri ya bilmiyordur ya hiç okumamıştır. Ya da açıkça yalan söylüyordur. Büyük yanılgılardan biri; 14 asır önce yazılan ve ahlak emsali kesilen metinlerin, günümüz bilgi ve akıl çağı insanı için bir "doğru yaşama kılavuzu" niteliğinde olduğu "yanılgı"sında olmaktır. Oysa insanın akıldan başka bir kılavuza ihtiyacı yoktur. En büyük ahlak kuralı olan ve ismine "empati" adı verilen, "kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, karşındakine de öyle davran" ilkesinden öte, bağımsız ve daha derine uzanan bir ahlak kuralı olamaz.
Dinsiz, bilinci oluşmadığı dönemlerde kendisinden çalınan, beynine inşa edilen kendi edinimleri olmayan bir yapıyı (binayı) yıkarak yerine kendi izlemleri, öğrendikleri ve bildikleri ile binayı yeniden inşa eden ve benliğini tekrar geri kazanmış olan bireydir. Yani aklını yalanlardan arındırmmış rasyonel düşünme yetişini kazanmış kendi aklı ile yaşandır. Ahlakını dinlerden alan, özellikle İslamiyet'ten alan insanların, iyi'yi neden yaptıkları kendilerine sormaları gereken kritik bir sorudur. Birçok durumda dinin insanlara iyi davranmaları için kötü sebepler verdiği görülür, iyi sebepler durmasına karşın. Buna eleştiri olarak, sevimli ve masum bir kediyi sevme ve onu öldürmek istememe düşüncemiz, öldürmenin kutsal kitaplarda günah ve kötü olduğunun yazması yüzünden değildir, öldürmenin kendi içerisinde bizatihi kötü olmasıyla alakalıdır. şeklinde algılarız.
Muhammed Suresi 4. Ayet- inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun.
İnsanları bertaraf etmeyi, öldürmeyi haklı göstermek için hangi mantıksal, etik, ulusal yada dinsel mazerete sığınırsa sığınsın, istediği kutsalın arkasına gizlensin, bu sebeplerin hiçbiri insanlara böyle bir eylemi, yaşattığı acıları gerçekleştirme emrini veren kişiyi sorumluluğundan kurtaramaz. Bu emirleri veren kişi cinayetten suçludur, Farklı ideolojiler nedeniyle işlenmiş hiçbir cinayet haklı gösterilemez. Hiç bir öğreti, hiçbir din, hiç bir kutsal Tanrı,ya dayandırılsa bile insanlara zorla dayatılamaz. Bir insanı öldürmek, asla bir öğretiyi savunmak demek değildir. Bir insanı öldürmek demektir. Varoluşun karmaşık tablosunun parçalarını, gerçekleri aramak ve bulmak (aklını kullanarak yaşam sürmek) gerçek anlam da yaşamaktır.
Yaşamı güzel kılan şey de budur.
Hasan Hoslar
Yorum Yok