TAHRİM SURESİ NE DİYOR MÜSLÜMANLAR...
·
Müslümanların izah etmekte kıvır kıvır olduğu çok zorlandığı Tahrim Suresi 1-5 âyetler var.
Ben olayın aslını yazayım.
Tahrim 1
"Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah´ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun?"
Yani burada şair diyor ki;
Eşlerinle cinsel ilişki sana helâldir neden onlar bunu istemedikleri için onları dinliyorsun.
Anlaşılan eşler Muhammed'i yataklarından atmışlar! Allâh da âyet indirmiş rıza aramana gerek yok ben sana helâl ettim tecavüz et diyor. Evreni ve içinde yer alan makro mikro herşeyi yarattığını iddia eden Allâh'ın işine bak!
Tam bir galaksi yaratıyor fakat o da ne!?
Muhammed'in eşleri Muhammed'i yataklarından atmışlar!
Galaksiyi bırakıyor ve yardıma gidiyor!
Neyse devam edelim.
Tahrim 2
"Allah size yeminlerinizi çözmeyi meşrû kılmıştır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yönetendir."
Buradan anlaşılıyor ki demek Muhammed bir konuda yemin etmiş. Ancak yeminini tutamamış Şimdilik bu konuyu bilmiyoruz ama şair burada Muhammed'e "yemin ettin ama ben o yeminini çözdüm için rahat olsun" dediği açık.
Devam ediyoruz.
Tahrim 3
"Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber´e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: «Bunu sana kim söyledi?» dedi. Peygamber «Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi.» dedi."
İşte burada ilginç olaylar olmuş bunu anlıyoruz.
Muhammed eşlerinden birine bir olay anlatmış. Şimdilik anlattığı şeyin ne olduğunu da bilmiyoruz. Muhammed'in olayı anlattığı eşi de gitmiş bunu başkalarına yani diğer eşlerden birine anlatmış.
Evreni, galaksileri yaratan Allâh Hazretleri de yememiş içmemiş eşlerin bu dedikodusunu Muhammed'e yetiştirmiş ve karşılıklı eşlerin dedikodusunu yapmışlar!
Ne ayıp değil mi?
Ben Allâh Hazretlerine bunu hiç yakıştıramadım!
O eş bir hata yapmış tamam! Gitmiş bu olayı diğer eşe yetiştirip dedikodu yapmış. Ancak sen yücelerin yücesi hikmetinden sual olunmaz evreni yaratan Allâh Hazretlerisin! Sen niye gidiyor bunu Muhammed'e haber verip dedikodu yapıyorsun! Hiç yakıştı mı sana!? Üstelik sen degilmiydin Hucurat Suresi 12. Âyette "birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin." diyerek dedikoduya "ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" Benzetmesi yapıp yasaklamadın mı? Kendi yasakladığın şeyi sen neden yapıyorsun? Ayıp değil mi? Hiç yakışıyor mu sana? Böyle mi örnek olacaksın kendi yarattığın kullara!?
Bu âyette çok ilginç bir olay daha var. Eşler Muhammed'in olayını kendi aralarında konuşup Allâh'da bu konuşmayı Muhammed'e bildirince, Muhammed eşine gidip söylüyor "sen benim anlattığım olayı anlatmışsın" diye bunu duyan eşin söylediği cümle çok ilginç!
«Bunu sana kim söyledi?»
Allâh ile haberlestiğini bildiği kocasına
«Bunu sana kim söyledi?» diye soruyor!!
Demek ki karısı da kocasının Allâh ile haberleştiğine inanmıyor! İnansa neden sorsun ki!?
Ancak gelen cevap daha da ilginç!
<>
Bu söylediği şey herneyse Kur'ân'da yok. Kur'an'ın hiçbir noktasında böyle bir konu yok. Allâh Hazretlerinin eşlerin kendi aralarında neler konuştuğuyla ilgili olarak Muhammed'e anlattığı bir olay Kur'ân'da yok. Ancak âyete göre olayı Muhammed'e Allâh anlatmış ve karşılıklı dedikodu yapmışlar. Ancak bu olay Kur'ân'da yok. Bu olay da "Kur'ân'dan başka vahiy yoktur" diyen postmodern Müslümanlara benim hediyem olsun! Demek ki Kur'ân dışı vahiy varmış!
Devam ediyoruz
Tahrim 4
"Eğer ikiniz de Allah´a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber´e karşı birbirinize arka olursanız onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin iyileridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır."
Vay canına! Muhammed ya da Allâh Hazretleri artık! diyor ki;
Sizin kalpleriniz sapkınlaşmış hemen tövbe edin. Birbirinize arka çıkarsanız Muhammed'in arkasında Allâh varmış, Cibril varmış(Cebrail olduğu iddia edilir), ona inananlar varmış, bir de melekler varmış. İki gariban kadına karşı hayli kalabalık bir güruh! Allâh tek başına yetmez diye düşünmüş olmalı ki yanına bir de Cibril'i, inananları, melekleri de çağırmış. Arka mahalleden de bir kaç kişi geleydi daha da iyi olurdu!
Devam ediyoruz;
Tahrim 5
"Eğer o sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini teslim eden, inanan, itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, seyahat eden dul ve bakire eşler verir."
Bak sen şu Allâh'ın işine! Sen kalk sonsuz evreni yarat!, milyarlarca galaksi yarat!, trilyonlarca yıldız ve gezegen yarat! Süper novalar, dünyalar üzerinde yaşamlar falan derken o da ne!?
Kıytırık bir galaksinin, kıytırık bir köşesinde, kıytırık bir gezegenin yaşamın, insanın çok az olduğu kıytırık bir çölün dibinde yaşayan kıytırık bir Arap ile kıytırık karıları kavga ediyor. Karıları Arabı yatağa almıyor. "Aman!" diyorsun evreni, galaksileri, yıldızları, gezegenleri falan bir yana bırakıyorsun bu Arabın yatağına bakire ve dul eşler buluyorsun!
Bildiğim en sert içki Absent, yerden yere vurur. Beyin falan kalmaz düşünme ve vücut fonksiyonlarını kaybedersin.
Ancak bir rakibi var!
İslâm!
En sert içki bile İslâmiyet yanında gazoz gibi kalıyor. Bir yudum İslâm, bu sureyi bile müslümanlara ilahi diye meze gibi yediriyor ve surenin hikmetini anlatmaya koyuluyorlar.
Tahrim 1-5 böyle. Peki olay aslında nedir?
Kur'an Müslümanı postmodern yumurtacılar bu âyeti anlatmak için bin dereden su getirmeye, Mısır'ın meşhur dansözleri gibi kıvırmaya çabalarlar. Çünkü tarihe bakmak ve Sebeb-i Nüzul'ü okumak işlerine gelmez. Çünkü Surenin tek mantıklı izahı, gerçeği nüzul sebebinde vardır. Kur'ân Âyetleri Nüzul sebebi olmadan okunmaz. Okunmaya kalkışıldığında Mısırlı dansözler gibi bir o yana bir bu yana ne dediğinizi bilmeden saçmalarsınız!
Olay Muhammed'in cariyesi güzeller güzeli Mısırlı Mâriye el-Kıptiyye ile ilgili. Olayın faili Mısırlı ve bin yıl sonra bu âyeti farklı bir şekilde izah etmek Mısırlı dansözler gibi kıvıran Müslümanların olması da ne güzel bir tesadüf olmuş!
Muhammed bu güzeller güzeli kölesiyle karılarından Hafsa'nın evinde bir de Hafsa'yla paylaştığı yatakta birlikte olurken Hafsa çıkıp gelmez mi!? Muhammed ile Mâriye'yi kendi yatağında yakalayınca çıngar kopmuş tabi. Anlaşılan o ki büyük kavga çıkmış evde. Hafsa deyip geçmeyin kadın Muhammed'in bile çekindiği Ömer'in kızı öyle kapat çeneni denecek türde bir kadın değil. Anlaşılıyor ki Muhammed Hafsa'ya Mâriye ile bir daha yatmayacağına dair yemin ediyor!
Hafsa'da bu olayı daha sonra Ayşe'ye anlatıyor. Neden Ayşe'ye anlatıyor? Aslında o gün Ayşe'nin sırası. Yani Muhammed'in o gün Ayşe ile beraber olması gerekiyor. Ayşe'de Ebûbekir'in kızı yani Muhammed'in yakın arkadaşı ve en önemli adamlardan biri. Üstelik Ayşe'nin de güzelliği dillere destan. Öyle de bir kadın ki Allâh Hazretleri onun için 17 âyet göndermiş o kadar önemli bir kadın yani! Sen kalk Ayşe'nin sırasında Hafsa'nın evinde hem de Hafsa'nın yatağında köle bir kadınla birlikte ol. Kolay mı bu! Bu iki kadının babaları yani Ebubekir ve Ömer çok yakın dostlar hâliyle bu iki kadın da çok iyi anlaşıyor ve oturup Muhammed'in dedikodusunu yapıyorlar.
Ve hoooop âyetler peşpeşe inmeye başlıyor! Önce bir ve ikinci âyetlerde Allâh'ın helal kıldığını sen neden kendine neden yasaklıyorsun deniyor ve yeminini çözdüm artık Mâriye ile istediğin kadar birlikte olabilirsin deniyor. Sonra da eşlerine hesap sorararak "benim arkam güçlü Allâh, Cibril, inananlar, melekler var" mesajıyla onları boşayıp bakire ve dul kadınlar almakla tehdit edip göz korkutuyor.
Olaylar bu kadar basit.
Brezilya Dizilerine taş çıkartır vallahi!
Bin yıl sonra olanları da biliyorsunuz.
Bu sabun köpüğü Arap Dizisini seyredenler yeni yeni senaryolarla diziyi Oscarlık kıvama getirmeye çalışıyorlar!
Amerika'da akademinin verdiği Oscar Ödüllerinden önce dağıtılan meşhur "Altın Ahududu Ödülleri" vardır. Yılın en kötü filmlerine verilir.
Siz oraya katılın kesin Altın Ahududu Ödülleri'ni siler süpürürsünüz.
Vallahi!..
Yorum Yok