SUÇ BİZ DE ANAM BABAM...
Bazı kişiler, yazdıklarımızın ağırlığını "Din" oluşturduğu için bizleri kınıyorlar...
Bilirsiniz "Gönül umduğu yere küser"...
Bataklık içinde yaşamanın derin keyfiyle sizleri eleştirenler (Siz buna küfür deyin), kendi çığlıklarını sizlere duyuramamanın acısını çekerler ama sizin hiç umurunuz da bile olmaz...
Ancak ; sizce değerli olan kişilerin , yazdıklarınıza bilimsel anlamda antitez getirmek yerine, salt inanç bağlamın da karşı çıktıklarını okuduğunuz da, içinizde küçük de olsa bir sızı algılarsınız...
Ve derler ki "Dinden başka konuşulacak konu yok mu ?"...
Olmaz olur mu, var elbette....!!
ABD tarafından 2002 yılında başımıza musallat edilen tarikat ; iktidara gelmeden önce sürekli olarak Atatürkçülükten, ilerlemeden, uygarlıktan, insanların insan gibi yaşamalarından, asgari ücretliden vergi kesilmeyeceğinden, işsizliğin son bulacağından, kadınların erkeklerle eşit haklarla ve tacize ve tecavüze uğramadan yaşayacaklarından, kadınlık onuruna saygı duyulacağından, "Ne mutlu Türküm diyene" şiarına sahip çıkılacağından ve ülkemizi uygar ülkeler seviyesinin de üzerine çıkarmak için canla başla çalışılacağından söz ettikleri için sevgili halkımız (!) da, tüm gücüyle bunları desteklediler de, bir biz mi duyamadık...
Ne o, şaşırdınız mı ?
Bizlerden bu vaatlerle oy istemediler mi ?
Yoksa biz mi yanlış anımsıyoruz ?
Laiklik ilkesini sonuna kadar savunacaklarını ve de uygulayacaklarını söylediler de, biz mi şimdi onlara "..iftira ve çamur.." atıyoruz ?
12 Eylül öncesi şeriat provası yapılan Konya Mitinginin mimarı Mehmet Keçeciler, Erbakan'a "Hocam, bu türban konusun da fazla ileri gitmiyor muyuz ? Biliyorsunuz, dinimiz de böyle bir emir yok" dediğin de ;
Erbakan'ın "Mehmet, o dediğini ben de biliyorum ama bizi iktidara işte o türban taşıyacak" diyerek ve türbanın "Dinimizin emri" yalanlarıyla cahil insanlara dayatıldığını ve 35-40 yıl önce atılan melanet tohumlarının bugün yeşerdiklerini hala göremeyenlere, dinden söz etmemiz elbette dokunabilir ama yapayalnız kalacağımızı bilsek bile biz onlara dokunmaya devam edeceğiz...
Dedik ki "Oportünizmin birazcığı olmaz"...
Yani, diz kapağımıza kadar bataklığa girmemizin bir sakıncası yoktur diyemezsiniz...
Bataklıktır ve elinizi verirseniz, kolunuzu değil, tüm vücudunuzu kaptırırsınız...
Bu canlılar, bu cahil ve sadakacı ve Osmanlı ümmetçiliğinden kurtulamamış ve de kurtulmayı hiç düşünmemiş bu değerli halka (!) ; iktidara gelmek için "Din" denilen masallar manzumesinden başka argüman mı sundular ki, bizlerin onların kandırmak için kullandığı "din" konusunu gündeme getirmemizden şikayetçi olunuyor ?
Bu arada bir konuya daha açıklık getirelim...NASA sitesinden izlediğiniz sonsuz Evreni yaratanın Tanrı olduğuna inanan bir insanla Tanrı konusunu tartışabilir misiniz ? Eğer tartışırsanız, o kişinin kafasında yarattığı ve dara düştüğün de sığındığı limanı elinden almış olmaz mısınız ? İşte bunun bilincin de olarak, bizler soyut kavramlar ve olmayan hayaller üzerinde tartışmayız...
Ancak ; din denilen argüman "somut" olduğundan, üzerinde fikir yürütme ve tartışma hakkını kendimiz de görürüz...
Zira, bu masallarla, milyonlarca kişi uyutulmuş ve ülkemizin elle tutulacak bir şeyi kalmadığı görüldüğünden, toprak satışlarına geçilmiştir...
Özellikle bu satışlar, "Din Kardeşlerimiz"le başlamış ve onların ağırlıkta oldukları bölgeye de cami yapımına karar verilmiştir...
Bunların hepsi, dini kullanarak hırsızlık yapmak içindir...
Zira, kıçını üç taşla silmenin "sevap" olduğunu düşünenlerin ekonomik durumları iyi olanları, özellikle Ramazan ayın da İstanbul'un tüm otellerini kapatmaktadırlar...
Acaba nedeni ne ola ki...!!!
Sakın onlar da İslamiyetin sadece Mekke için oluşturulmuş bir din olduğunun bilincin de olmasınlar...Ne dersiniz ?
Bugünlerde milliyetçiliğin tekelini elinde tuttuğunu söyleyen bir parti, İslamiyetin bekçiliğini de üstlendiğini söyledi...Hayırlı uğurlu olsun...Zaten ya islamiyete bekçilik edersiniz, ya da grevde ki işçiler zarar vermesin (!) diye Bozkurt Mensucatın tel örgülerine...
Ve kendilerinin "Ne mutlu Türküm diyene" sözünü söyleyebildiklerine göre, her şeye de hakları olduğunu düşünürler...Bu sözü söyleyemeyenleri savunduğumuz gibi bir düşünce nereden akıllarına geldiyse bilmiyoruz ama hem bu sözü söyleyenin peşinde olduğunuzu vurgulayacaksınız, hem de "İslamiyetin bekçiliği"ne soyunacaksınız...
Yetmezmiş gibi, hiç müslüman olmayan Hüseyin Nihal Atsız'a da sahip çıkacaksınız, kim olduğunu bile bilemeden...
Ama onlar da haklı....Erbakan da islamiyete sahip çıktığı için türban denen Katolik rahibelerin giysilerini, "inançları gereği" insanlara dayatmamış mıydı ?
Şimdi milliyetçiler de (!), madem ki islama sahip çıkıyorlar, öyleyse kendilerinden olan kadınların başına da deve hörgücünü takabilirler, müslümanlar ya....!!!
Sözü bağlamaya çalışalım....İslamiyeti bizler yeterince uygulayamıyorsak, suç islamiyetin değil, bizimdir....
Zira, Japonlar, islamiyeti noktası virgülüne kadar uyguladıkları için insan olarak ve teknoloji olarak çok ilerilere gittiler...
Suç dinler de değil ; dinimizin emri gereği deve sidiği içmeyen bizler de...
Ne kadar dışlanırsak dışlanalım, din denilen katliam örgütünün insanlık düşmanı oluşunu, bir kişiye bile olsa anlatmaya devam edeceğiz...!!!
Yorum Yok