logo

SINIF BİLİNCİ VERMİŞLERDİ......!!!

DOSTLARIM BANA "ANILARINA DEVAM ET" DEDİLER..
BENDE YAZDIM....(Yalandan kim ölmüş)....!

.
Mahalle arkadaşlarımın içinde Sanat Okuluna giden bir tek ben vardım..Doğal olarak hayata onlardan önce atıldım ve bir fabrikaya usta olarak girdim..Galvano atölyesinde çalışıyordum..Yani nikelaj atölyesi..Sabah ilk otobüsü kaçırırsam, işe geç kalıyordum ve 10 dakika geç kaldığımda bir saatlik yevmiyem, 11 dakika geç kaldığımda ise bir günlük yevmiyem kesiliyordu..

Böylesine stresli bir çalışmanın akşamında, henüz 16 yaşımı yeni bitirmişken ve akşamları bir tek atmanın keyfini çıkarırken, yanıma genellikle sevdiğim bir arkadaşım gelirdi..Bana özellikle işçi olduğumu ve doğal olarak benim sağcı olmamam gerektiğini anlatırdı ama fabrikada ki Meleği düşünmekten, onun söylediklerini duymazdım bile...

Babam Menderesçiydi ve o zaman da Demirelci olmuştu ve bende doğal olarak babamın yolundan gidiyordum...Arkadaşım liseyi bitirdi ve Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi..Arkadaşlarının içinde Deniz Gezmiş'lerin de olduğunu söylerdi...

Arkadaşım, artık benimle daha fazla ilgilenmeye ve bana "sınıf bilinci" aşılamaya çalışıyordu...Öyle zamanlar oluyordu ki, sabahın ilk ışıklarına kadar benimle özel olarak ilgileniyordu...Bu arkadaşımın bir de aynı okulda okuyan ve komşu mahallede oturan samimi bir arkadaşı daha vardı..Bu kişi, daha sonra Emniyet Genel Müdürü oldu ve Başkanı olduğu Merkez Partisini yok ederek siyasetten çekildi...

Emniyet Genel Müdürü olduğunda, mahallede ki arkadaşlarımın bazıları ziyaretine gitmişlerdi, ben gitmemiştim..Oysa, arkadaşımın bahçesinde birlikte şarap içerken "Zemheri ayında gül ister benden // Sanki benim mor sümbüllü bağım var.." türküsünü birlikte söylerdik...

Nedendir bilmiyorum ama gençliğimde de, gerek parası çoğalan, gerekse kariyerinde yükseliş olan kişilerle ilişki kurmakta hep ikirciklendim ve hep uzak durdum...Sanıyorum, bana tepeden bakılmasından nefret ediyorum..Boyumun kısalığından mıdır nedir ?...

Askerden döndükten sonra Türkiye Elektrik Kurumunda (TEK) işe başladım...Sendikayla ilgilenmeye ve Halkevine gitmeye başladım..Hem işyerimde işçi temsilciliği, hemde Halkevinin Tiyatro, Atatürkçülük ve Köycülük kollarında faaliyet göstermeye başladım...Tiyatro kolunda ki beceriksizliğimin en büyük tesellisi, birlikte Necati Cumali'nin "Topuzlu" oyununda oynamaya çalıştığım iki arkadaşımın da, televizyon dizilerinde ön planda olmaları ve bunu sürdürebilmeleriydi..

Sendikal çalışmalarımızın semeresini, son kongrede Bağımsız olan sendikamızı DİSK'e bağlayarak görmüştük...Ve benim sınıf bilincimin ve sınıfıma duyduğum saygının giderek üst sıralarına tırmanmaya başlamıştım..

Yıllar savaşımlarla geçerken, gençliğimizin kahvehanesine uğradığım bir gün büyük bir tesadüf eseri yıllardır görmediğim ve bana "sınıf bilinci" aşılamaya çalışan sevdiğim arkadaşımla karşılaştık sarıldık ve sohbete daldık...Gereksiz bir dolu sohbetten sonra bana " Giderek keskinleşiyorsun..Artık durmalısın..Yaptığın her çalışmadan bilgimiz var..İllegal örgütlenme içine girdiğini kanıtlayamadık ama sürekli takiptesin..Arkadaşın olarak bu uyarıyı yapmak görevimdi..Bundan sonrası artık beni aşar" dedi...Ve benim hiçbir şey söylememe fırsat vermeden kahvehaneden çıktı gitti...

Zekası gelişmemiş olan abisinin yanına gittim, özlemişim de Bahçelievlere gelmişken bir göreyim demişim gibi...Biraz sohbetten sonra yanımıza babası da geldi ve oğlunun MİT'e girdiğini söyledi...

Bana "Sınıf Bilinci" aşılamaya çalışan oğlunun.....!!!

İşte o zaman gittiğim yolun ne kadar doğru ve tutarlı olduğunu bir kez daha anlamıştım...Bir ülkeden kapitalizmi kaldıracak olan sadece işçi sınıfının partisi olabilirdi...Gençlik örgütlenmeleri asla öncü olamazlardı...İnsanlara bilinç dışarıdan verilirdi ve bunu da en iyi sosyalist devrime inanmış gençler yapabilirlerdi...Ama ne yazık ki gençlik, kurduğu dernek statüsünde ki örgütlenmelerle devrim yapmaya öykünüyordu...

İşte bu arkadaşım da, baba parasıyla okuduğu okulda ki keskin devrimciliğini, yaşamın içinde ki gerçek kavgaya girdiğinde unutmuş ve bana “Nihai hedefimiz sosyaldemokrasi” diyebilecek kadar sağa savrulmuşluğunu açık etmişti...MİT’e girmesine şaşmamak gerekirdi...

Oysa bu arkadaşım ; bizler babalarımızın yolundan giderek anlamadığımız siyaset içinde özellikle anlamadığımız “Sol”a karşıyken, 1965 yılında ki seçimlerde Bahçelievler Akalın Pastahanesinde ki seçim sandıklarında İşçi Partisinin oylarını takip edecek kadar soldaydı...

Eğer üretimin içinde değilseniz ve üretim araçlarına bir şekilde etki edemiyorsanız, sizin devrim yapmanız, cennet cehennem kadar gerçekçidir...!!!

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.