O AYET YANLIŞMIŞ...!!!
O AYET YANLIŞMIŞ!
NE ZAMAN MÜSLÜMANLARIN SORULARINA BİR AYETLE CEVAP VERSEK, AYET PAYLAŞIP, SORU SORSAK;
DİYORLAR Kİ;
- “O ayet yanlış çeviri, yanlış meal.”
- “O ayeti yanlış anlıyorsun.”
- “O çeviri DİB lığının, onu geç.”
- “Orada Allah aslında öyle demek istemedi, şöyle demek istedi.”
- “O ayetin önünde ve arkasında şöyle diyor.”
- “Sen, ayetin iniş sebebine bak.”
- “O ayet nesh edilmiştir.”
- “Ama o ayete karşılık başka yerde bak şöyle diyor.”
- “Ayeti bağlamından koparma.”
DİYORUM Kİ;
Sevgili Müslüman kardeşlerim;
Öncelikle şunu bilmelisiniz. Bırakın İslam dünyasını, sadece Türkiye’de 50’den fazla Türkçe Kur’an, meal ve tefsiri var. Genelde paylaştığımız ayetler Türkiye’nin resmi din temsil kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığının eski ve yeni çevirileridir.
Peki, DİB bu Kur’an çevirisini nasıl yapıyor? DİB bünyesinde 150 bine yakın, din alanında eğitilmiş, uzman personel içinden, İlahiyat mezunu, alanında Profesör unvanını almış, Hafız olmuş, İslam tarihi hocası, Hadis Uzmanı, Siyer Uzmanı, Kelam Uzmanı, Arapça Dil ve Belagat Uzmanı, İslam Hukuku Uzmanı, Mezhepler Uzmanı, Din Felsefesi Uzmanı, Dinler Tarihi Uzmanı, Tasavvuf Uzmanı vb. alanlarında, uzman BİR FETVA HEYETİ TARAFINDAN bu çeviriler, tefsirler, mealler yapılıyor.
Kaldı ki bu meal ve tefsirleri yazanlar da senin gibi Müslüman. Hatta bu yüzden birçoğu, Kur'an'daki hataların veya vicdana sığmayan ayetlerin üzerini örtmek için kelime ve parantez oyunları yapıyorlar. Yani bu adamlar zaten sizin tarafınızda. İşte biz Nonteistler de onların yaptığı kelime ve parantez oyunlarını, Kur'an'ı çağa ve vicdana uydurma çabalarını göstermeye çalışıyoruz. Bu yüzden bir Müslüman olarak “o ayet yanlış çevrilmiş” deyip tefsir ve meal yazan, sizin gibi düşünüp inanan ve sizin yanınızda olan bu insanları karalamanız da başka bir çelişkidir.
Sizlerin sorularına karşılık, Kur’an’dan ayetle cevap verdiğimizde, işte bu vasıflara sahip, alanında uzman kişilerin oluşturduğu fetva heyetinin, Kur’an çevirisinden cevap veriyoruz. Kendi kafamızdan ayetler uydurmuyoruz. DİB lığının çevirisini muhatap almayacağız da hiçbir uzmanlık ve yetkinliği olmayan sizleri mi muhatap alacağız?
Kaldı ki DİB dışındaki, piyasadaki çeviri ve tefsirler de yukarıda saydığım alanlardan birkaçına sahip olan, iyi derecede Arapça bilen, bu konuya yıllarını vermiş kişiler tarafından yazılmış olan çeviri ve tefsirlerdir. Piyasadaki bu tefsirlerin %99’nı aynı ayeti aynı anlamda çevirmekte ve tefsir etmektedir.
Peki, bizler bu alanında uzman kişilerin çevirilerinden ayetler verirken, sen kimsin ki bu çevirileri tanımıyor ve reddediyorsun kardeşim? Arapça, İslam tarihi, hadis, siyer, kelam eğitimin, bilgin, uzmanlığın, unvanın ne? Yoksa senin de yetkinliğin ve meal ve tefsirin mi var? Onlar, o kadar vasfa rağmen bilmiyorlar, Müslüman değil, sen şurada iki kelimeyi bir araya getirmekten, yazmaktan, okumaktan ve anlamaktan acizken onlardan daha bilgili, daha uzman daha Müslümansın öyle mi? O koskoca kurumu ve alanında uzman kişileri çöpe atıyor, onlar “tü kaka”, “sen onlara bakma” diyorsun. Nereden geliyor bu CESARET, bu ÖZGÜVEN? Sakın CEHALETİNİZDEN OLMASIN?
Böyle davranan kişiler sadece cahil değil aynı zamanda HADSİZDİR! O alanında uzman kişilerin eğitimine, bilgisine, emeğine SAYGISIZLIKTIR!
Madem kendine bu kadar güveniyorsun, paçan yiyorsa otur sen de bir meal ve tefsir yaz, çık piyasaya. Hatta DİB lığının meal ve tefsirinin yanlış olduğunu, bizzat DİB lığına mektupla, maille, web sitesinden soru sorarak, doğru meal ve tefsiri kendilerine ilet. Uzmanlara ve Diyanet’e gücün yetmiyor da bize mi yetiyor? Haddini bil buradan ahkam kesme!
Bir de diyorsunuz ki; “Aslında ayette öyle demek istemiyor, onu kastetmiyor.” Sevgili kardeşim, Allah aciz kalıp derdini anlatamadı da o kadar alim anlatamadı da sen mi anlatıyorsun Allah’ın ne demek istediğini? Allah'ın avukatı mısın sözcüsü müsün? Allah’ın eksikliğini sen mi tamamlıyorsun? Yoksa ayetin doğrusunu Allah sana mı bildirdi? Senden başka kimse ayetin anlamını anlamıyorsa nerede kaldı bu ayetlerin “apaçıklığı ve evrenselliği?”
Hem “Allah ayette öyle demek istemedi” demekle Allah’ı aciz konumuna, derdini anlatamayan durumuna, gücü yetmeyen konumuna düşürdüğünüzün farkında değil misiniz? Hani Allah Alimdi, Semi, Basir, Latif, Habir, Muhsi, Kadir, Muksıt idi? “Allah ayette öyle demek istemedi” demekle Allah’ın bu sıfat ve isimlerini çöpe atmış olmuyor musunuz?
Kur'an'ın doğru meal ve tefsirini sadece biz anlıyoruz tavrınız; “Bizden değilse, benim anladığım ve inandığım gibi inanmıyorsa, yazdıklarını dikkate almam.” Anlayışıdır.
“Bizden değilse Müslüman da değildir.” anlayışıdır.
"Benim iman ettiğim Allah'ıma, benim hayal ettiğim peygamberime, benim kitabıma inanmıyorsa külliyen kafirdir, Cehennemliktir, katli vaciptir." Anlayışıdır.
"Benim hayalimdeki Allah'ıma, hayalimdeki peygamberime, hayalimdeki kitabıma inansa bile, benim şeyhime inanmıyorsa, benim tarikatımdan değilse, İslam'ı benim yaşadığım gibi yaşamıyorsa, benim anladığım gibi anlamıyor ve yorumlamıyorsa o gerçek İslam değildir, gerçek Müslüman da değildir." Anlayışıdır.
Kısacası her Müslüman'ın kendine ait, kendine özel bir İslam dini anlayışı vardır. Bu nedenle ortalıkta Müslümanlar sayısınca İslam dini vardır.
Okumadan, bilgi sahibi olmadan, inanç sahibi olursanız, inandıklarınıza ÖNKABUL, inanmadıklarınıza ÖNYARGI ile yaklaşırsanız asla gerçeklere ulaşamazsınız. Egonuzun ve kibrinizin sebebi işte bu cehalettir. Ne kadar çok bilgi o kadar düşük ego, ne kadar az bilgi o kadar yüksek ego…
Haddinizi bilin haddinizi!
BEYNE VE KALBE İNANÇ GİRİNCE KULAKLAR VE GÖZLER KAPANIR. KENDİSİ O KAPILARI AÇMADIKÇA NE O BEYNE NE O KALBE ULAŞAMAZSINIZ.
Sağlık, Akıl, Vicdan, Sevgi ve Bilimle kalınız.
POST TEİZM
Yorum Yok