KÜÇÜK BİR ANI....
Küçük bir anımı aktarmak istiyorum...
Ben illegal örgüt üyesi (militanı) olduğum savıyla kollarımdan iki sivil polisin tuttuğu günden beri çok acılar , çok işkenceler ve çok yoksunluklar çektim...
O günün koşullarında yüreği ülkesi ve insanları için çarpan her yurtseverden farklı değildi çektiklerim...
İşyerime ziyarete gittim, dışarı çıktığımda...
DİSK'e üye yapmak için gece gündüz çırpındığım insanlar, şimdi Türk İş'in üyesi olmuşlardı...
Ve bir odacının söyledikleri :
Kıçı kırık dandik bir temsilcinin odasına bile giremiyoruz...Oysa siz varken, yöneticiye bile bağırıp çağırabiliyorduk...Sizleri bu cahil kafamızla çok iyi anladık ama geçmiş olsun, gayrı bizlerden bipok olmaz...OIan sizin gibi namuslu insanlara oldu...
Günlerden bir gün yanıma iki kişi geldi...
Birisi Mesut Yılmaz'ın danışmanıymış..
Beni ANAP'a almak istiyorlarmış..
Gerekçe olarak da, sendika Genel Kurullarında , önümde hiç bir kağıt ve not olmadan bir saatten fazla konuşmuş olmamı ve benim yetkin bir ajitatör olduğumu falan söyledikten ve gönül okşayıcı sözleri sıraladıktan sonra , partiye giriş beyannamemi Başkanın imzalayacağını ve yakama rozeti de onun takacağını söyledi..
Nuri Bey, bütün kapılar önünüze açılacak, artık sen bizim değerli bir partilimiz olacaksın...dediler...
Ve beni artık kendilerinin istedikleri şekle soktuklarını düşünerek keyifle bana bir sigara ikram ettiler ve sazı elime almam kaçınılmaz oldu...
Beyler, öncelikle ben oportünist değilim...
Beni ben yapan ilkelerimden ödün veremem...
Babamın bana verdiği en büyük ders şuydu...
"Evlat, paranın önünde bir kez eğilirsen, bir daha doğrulamazsın"...
Şimdi ben, proletaryanın partisinin içinden, üç kuruş için yerin dibine sokmak istediğim sermayenin partisinin sözcülüğünü yapacağım ve hala onurum yerinde kalacak öyle mi ?
Sizin anlamadığınız şu beyler...
Bir ajitatör, sadece inandığı görüşleri anlatırken güçlüdür ve yetkindir...
Siz benden ömrümce kavgalı olduğum emperyalizmin ve partisinin propagandası yapmamı istiyorsunuz ,,
Benim omurgam, deniz anasından yapılmadı ki..
Buraya kadar zahmet etmişsiniz...
Sizi eli boş gönderdiğim için kusura bakmayın...
Bunu neden anlattım...
Ben, sıradan bir amele iken, ve proletaryanın sıradan bir neferi iken, küçük hesapların peşinde koşmamış ve paranın ve çıkarlarımın önünde eğilmemişken, üstelik de ekonomik olarak dibe vurmuşken bana altın tepside sunulan tüm olanakları reddederken, şimdiki siyasilere bakıyorum da, ne ilke var, ne onur var, ne yurt sevgisi var, ne de insan olmanın olmazsa olmazlarından var...
Düşmüşler oportünizmin bataklığına ama kendilerini deryada sanıyorlar...
Orta Asya'dan bir kısrak başı gibi uzanan dünyanın en muhteşem ülkesi, hergelelerin ayakları altında eziliyor ve dayanamıyorum sessizce ağlıyorum...
Varsa yoksa, güç para kariyer falan filan...
Bu topraklar kimsenin umurunda değil..
Umurunda olanlar da, ne yazıktır ki kimsenin umurunda değil...
Yorum Yok