logo

KENDİSİNE İNANMAMIZI İSTEYEN BİR TANRI..

KENDİSİNE İNANMAMIZ İÇİN SEBEPLER SUNMASI GEREKEN BİR TANRI...

Ben dünyadaki hiçbir insanın “Tanrıyla” konuştuğuna inanmıyorum. HELE DE BİNLERCE SENE ÖNCE KARAKTERİNİ, KİŞİLİĞİNİ, NE OLDUĞUNU, BİLMEDİĞİM, TANIMADIĞIM, HAKKINDA NE YAZILDIYSA ÖLÜMÜNDEN YÜZLERCE YIL SONRA YAZILMIŞ OLAN BİR İNSANA, NEDEN İNANAYIM, NEDEN GÜVENEYİM? Bir “Tanrı” beni böyle bir saçmalıkla yargılayacaksa yargılasın hiç umurumda bile değil.

Bir insana kesin ve net bir şekilde güvenmem için her şeyden önce o insanın kim olduğunu, karakterini, kişiliğini vs. daha çok şeyi kesin bilmem, tanımam gerekir. Yaşayıp yaşamadığını kesin bilmem gerekir. “Tanrı” bana, bu vahiy gönderdiği kişinin nasıl biri olduğunu, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlaması gerekir ki ona inanayım. Muhammed binlerce sene önce yaşamış diyorlar. “Tanrı” önce bu adamın gerçekte yaşayıp yaşamadığını şüphe etmeyeceğim şekilde bana kesin bir şekilde kanıtlaması gerekir.

Muhammed hakkında ne yazıldıysa, ölümünden 200-300 yıl sonra hadislerle, siyerlerle yazılmış, dilden dile aktarıla gelmiş. Peki ben bu siyerlere, hadislere, nasıl güveneyim de inanayım Muhammed’e? Belki de 600’lü 800’lü yıllarda, Muhammed diye bir karakter kurgu yaratıp, o dönemin siyaseti gereği halka yutturdular, nereden emin olup bileyim? İsterse önümde mucizevi bir kitap olsun, bu yine de onun, “Tanrıyla” konuştuğunu ve peygamber olduğunu ispatlamaz ki. KUR'AN NE ALLAH’IN NE DE MUHAMMED’İN VARLIĞINA DELİL OLAMAZ. Her şeyden önce bu adamın yaşayıp yaşamadığı kesin şekilde kanıtlanmalı ki işte o zaman “Tanrının” bizden inanma talebi olsun. Her şeyden önce bu adamın, gerçekte nasıl biri olduğu, kesin ve net şekilde bilinmesi gerekir ki işte o zaman “Tanrı” bizden inanmayı talep edebilir. Binlerce sene önce yaşadığını bile kesin ve net bilemediğimiz, karakterini ve kişiliğini kesin bilemediğimiz bir adama inanmamızı hiç kimse bizden bekleyemez.

DİĞER SORUN DA ŞU. “TANRININ VARLIĞI”. Şu ana kadar dünyada hiç kimse, “Tanrının” varlığını kesin ve net kanıtlayamadı. Aradan asırlar geçse de yine de “Tanrının” varlığı kanıtlanamaz. Peki daha TANRININ VARLIĞINI KESİN BİR ŞEKİLDE BİLMEMİZ İMKANSIZKEN, NASIL OLUR DA BİRİLERİNİN TANRIYLA KONUŞTUĞUNA, MESAJ ALDIĞINA İNANALIM? Bazıları otu, böceği, Güneş’i gösterip, “bak Allah var bunlar tesadüfen oluşamaz” diyor. KARDEŞİM, İLK BAŞTA BANA TANRININ VARLIĞINI KANITLA VE BU YARATICININ KUR’AN’DAKİ ARAP TANRISI OLDUĞUNU KANITLA Kİ SANA İNANAYIM. Ayrıca bu Yaratıcının, Allah adı verilen arap Tanrısı olduğunu da net bir şekilde kanıtlaması gerekir bana. ÇÜNKÜ HER DİN KENDİ TANRISINA İNANIYOR. ALLAH ADI VERİLEN TANRI, DÜNYADA BİNLERCE TANRIDAN SADECE BİR TANESİ. ALLAH’A GELENE KADAR YEHOVA VAR, ZEUS VAR, AHURA MAZDA VAR, ŞİVA VAR, KAMİ VAR, POSEİDON VAR, RAB VAR, TENGRİ VAR, VİŞNU VAR, MANİTU VAR, ENKİ VAR. VAR DA VAR. Eskiden binlerce yıl boyunca, insanlar sorgusuz sualsiz, bu Tanrıların gerçek olduğuna inandılar ve halen de bazıları inanıyorlar. Neden arap Tanrısı Allah ve Arap kitabı Kur’an?

Muhammed’in binlerce sene önce, Tanrıyla konuştuğunu, Kur’an’ı gönderdiğini iddia ediyorlar. Her şeyden önce bu, Muhammed’e vahiy edildi denen Kur'an'ın, noktasından virgülüne, harekelerine kadar Muhammed’den sonra hiçbir şekilde değiştirilmediğinin, kesin ve net bir şekilde ispatlanması gerekir. Çünkü Tanrının sözlerini kimse değiştiremez. Böyle bir şeyi kesin bir şekilde test edebilme imkanımız var mı? Yok tabi ki... KUR'AN'IN DEFALARCA KEZ DEĞİŞTİRİLİP YAKILDIĞINI, SONRA HALİFELERİN EKLEMELER, OYNAMALAR, ÇIKARMALAR YAPTIĞINI SÖYLEYEN, YÜZLERCE KAYNAK VAR. Binlerce sene önce, Muhammed’in dönemine gidip Kur’an’ın değiştirilmediğine yüzde yüz emin olma şansımız var mı? Tabii ki de yok! O halde Tanrı, bizden değiştirilip değiştirilmediğini, kesin ve net bilemediğimiz bir kitaba inanmamızı talep edemez! Çünkü böyle bir şeyi kesin ve net bilebilme şansımız yok. Eğer Kur'an değiştirildiyse içinden tek bir ayet bile keyfi olarak çıkarılmışsa ya da keyfi eklenmişse, bu Kur'an'a insan eli değmiş demektir. Yani Tanrısallığı yok demektir. Bunu dünyadaki hiçbir insanın, kesin ve net olarak Kur’anı test edebilme şansı yok. Sadece eldeki birtakım verilere bakıp, tahmin yürütebiliriz o kadar. Ama bu bile bize Kur'an'ın değiştirilip değiştirilmediğine dair, kesin ve net bir bilgi vermez, sadece tahmin yürütebiliriz. Dolayısıyla Tanrı bize, bu kitabın hiçbir şekilde değiştirilmediğini hiç kimsenin aklında tek bir şüphe bile kalmayacak şekilde ispatlamak zorunda. Yoksa nasıl olup da binlerce sene öncesine gidip gözlemleyip şahit olalım öyle değil mi? Bu imkansız bir şey.

TANRININ VARLIĞI KANITLANSA BİLE, TANRININ PEYGAMBER VE DİN GÖNDERİP GÖNDERMEDİĞİ KANITLANMAK ZORUNDADIR. TANRININ İRADESİNİ, NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ HİÇ KİMSE BİLEMEZ. O HALDE TANRININ, BİR İNSANI ELÇİ SEÇİP SEÇMEYECEĞİNİ DE KESİN BİR BİÇİMDE BİLEMEYİZ. Çünkü Tanrının iradesini, ne istediğini, neyi gönderip göndermeyeceğini, dünyadaki hiç kimse kesin olarak bilemez. Sadece tahmin edebiliriz ama tahminden öteye kesinlikle geçemeyiz. Çünkü Tanrının düşüncelerine hakim değiliz. Öyleyse tahmin ile inanç olmaz, tek ve tekrarı olmayan hayat düzenlenmez!

Tanrı bizim inanmamızı istiyorsa, öncelikle gönderdiği kitaplardaki karakterlerin, yaşayıp yaşamadıklarını kesin bilmemiz gerekir. Hiç kimse binlerce sene öncesinde yaşayıp yaşamadığı bile bilinmeyen insanlara, inanmamızı bekleyemez. İbrahim'in, Nuh'un, Yakub'un, Meryem'in, Zekeriya'nın yaşadığına dair tek bir tane bile kesin ve net bir delil var mı? Tabi ki yok. O halde neden inanalım bu sözde kutsal kitaplarda geçen isimlere? Belki de Zekeriya diye bir isim o coğrafyada uyduruldu. Nereden bilelim, nasıl inanalım doğruluğuna? Yahut İsa, Lokman, Meryem var mı, bunların yaşadıklarına dair en ufak bir tarihsel, bilimsel, arkeolojik bir delil? Yok. O halde neden inanalım bu sözde kutsal kitaplarda geçen isimlerin varlığına? Ya bu İshak, İsa, Yakup, Yusuf, Meryem gibi isimler, Ortadoğu’da uydurulmuş fantastik masal kahramanlarıysa? Ya dilden dile aktarılıp sözde kutsal kitaplara girdiyse? Buna nasıl kesin bilebiliriz ki? Hiç kimse kesin bilemez! Binlerce sene öncesine gidip de bu isimlerin yaşayıp yaşamadığını tarihsel, bilimsel ve arkeolojik açıdan kesin ve net test edebilme şansımız var mı? Hiç kimsenin yok. Dolayısıyla Tanrının ilk önce, bahsettiğim bu isimlerin gerçekte var olup olmadıklarını, bize kanıtlaması gerekir ki bu kitabı onun gönderdiğine inanmak isteyelim. Bu gerçeği arayan her insanın hakkıdır. Aksini bizden talep edemez! Bu konular İMAN VE İMTİHAN KONUSU DA OLAMAZ!

Kur'an'a baktığımız zaman, yüzlerce insanlık dışı emirler görüyoruz. Kafa, kol kesme, Cihat edip kervanlara saldırma, kan dökme, insanları birbirine düşürüp kin, nefret tohumları ekme, yüzlerce birbirini yalanlayan çelişkili ayetler, Muhammed’in yatak odasına, özel hayatına kadar giren sözde yüzlerce ayet, içinde saçma sapan arap örf ve adetleri bulunan hükümler, arap töresini barındıran hikayeler, masallar, konudan konuya atlamalar, vs. daha yüzlerce, binlerce akıldışı, insanlık dışı, çağdışı hükümler, sözler yazılır, sığmaz buraya. Böyle bir kitabın Yaratıcı varsa bile, Yaratıcıdan gelmediğini, aklı olan her insan rahatlıkla anlar. Dolayısıyla ne Tanrı ne Tanrı adına konuşanlar, böyle bir kitabın Tanrıya ait olduğuna inanmamızı bekleyemez!

Gerçek Bir Türk

 

M.Ali Akel

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.