logo
....

İSLAMIN GERÇEĞİNİ GÖRDÜĞÜNDE ANLARSIN...

Sosyal Medya Din Âlimlerinin Ahkâmına dair Fetvâ(!)

"Bu İslam'da yok!"

"Onlar gerçek Müslüman değil!"

"İslâm'ı yanlış anlamışlar!"

Hayır muhterem o İslam'da var ama sen orada yoksun. O İslam'da var olalı bin yıl oldu dininden haberin olmadığı için sen bilmiyorsun.

Bu yüzden de yok diyorsun. Sen Sosyal medyada "bu İslam'da yok! Uydurma, çarpıtma!" masalını anlatırken bin yıldır insanlar o konuyu içsellestirip iman etmişler senin haberin yok.

Sen cumadan cumaya namaz kılıp lise de din derslerinde geyik yaparken bin yıl önce âlimler o konuyu delillendirmiş içtihadını yazıyordu.

Şer'i meselelerde Âlimleri mi beğenmedin?

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin." (Nisâ 59)

"Hâlbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı."

(Nisâ 83)

Okudun mu ne yazıyor Kur'ân'da! Okuyamadıysan bir daha yazayım.

Kur'ân "Yok öyle bir dünya" diyor sana!

Kur'ân'ın kesin hükmü var. Yetki senin MEB müfredatından kopya destekli sınıf geçtiğin kerameti kendinden menkul din bilgilerin değil. Kur'ân adına hüküm yetkisi Naslardan ahkâm çıkarabilecek yetkinliğe ulaşan Kur'ân İlimlerinde en üst noktaya ulaşmış âlimler de.

Arapça hakkında tek bildiği Arap müziği eşliğinde kıvıran dansözü izlemekten ibaret olan Sen postmoderncik meallere, sitelere bakarak dansöz eşliğinde kıvırtmalık eğlenceli İslâm güzellemeleri yaptığın yazılarınla Sosyal Medyada İslâmîyeti kurtardığını zannederken, Kur'ân hükmüne karşı gelmektesin de haberin yok! Dininden haberin olmadığı gibi!

İslâmiyette bu yetkinin en üst derecesi Kahire'de bulunan El Ezher Üniversitesi'nin Fetva Meclisidir.

İslamiyet'in Anayasa Mahkemesidir. Senin ülkendeki dinî otorite de yereldir.

Sen Sosyal Medyada ahkâmcılık oynarken tek bir yorumun dâhi Fetva Meclisinden kafanı kesme kararı çıkartır da sen "ama dur ne oldu ya!" demeye kalmadan celladın kılıcıyla uçmuş kafan yerde yatan gövdene on saniye bakıp ahirete uçarken ne olduğunu anca fark edersin.

Artık ahkâmını cehennemde kavrulmuş derilerini taze derilerle değiştiren zebanilere anlatırsın!

Korkma canım! Şimdilik laik bir ülkede yaşıyorsun da özlemini pek duyduğun şeriat gelince ne olacağını hatırlatayım dedim.

Senin var olduğunu ve çok güzel olduğunu zannettiğin Allâh'ın hükmü şeriatın ne olduğunu bil istedim.

Sen şimdilik laik bir ülkede Sosyal Medyada şirin şirin İslâm hakkında lise din bilgisi kıvamında ahkâm kesiyorsun ya! Hah ahkâmını kestiğin din aynı zamanda idari bir sistem!

Yani senin güzellemesini yaptığın İslâmiyet sadece din değil aynı zamanda siyasi bir idare şekli.

"Kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir."(Mâide 44)

Sen zannediyormusun Allah'ın inzal ettiği ahkamla idare edecekler işbaşına geldiğinde senin o beğenmediğin;

"Bu İslam'da yok!"

"Onlar gerçek Müslüman değil!"

"İslâm'ı yanlış anlamışlar!"

Dediğin aşağıladığın, beğenmediğin adamlar değil de sen ve senin gibi saftiriklerin Sosyal Medyada helva yaptığı ve beğenmediği yerlerini kesip yediği İslâmiyet güzellemesi yapanlar işbaşına gelecek!

Ben yazayım kimin geleceğini.

Atam dediğin Osmanlı'da kim devleti, siyaseti hangi düşünce yapısı idare ediyorsa onlar gelecek.

Ehl-i Sünnet Akaidine göre eğitim almış ilmiye sınıfı belirleyici olacak. Bunlar da en iyi ihtimalle Gazali'nin doktrinini yazdığı İslâmiyet, Meşşâîye filozoflarından Gazali'nin cevaz verdiği bazı görüşler, Kelamcı ve Tasavvufçular doğrultusunda hareket edecekler.

Kötü ihtimalle olanın detaylarını ise hiç yazmayayım ki beterin de beteri vardır!

Artık sen de tarihselcilik mi oynarsın!

19'culuk mu oynarsın!

Postmoderncilik mi oynarsın!

Bu uydurma, bu çarpıtmacılık mı oynarsın!

Yaşar Nuri Öztürk'çülük mü oynarsın!

Mehmet Okuyan'cılık mı oynarsın!

O kadarını bilemem de sen bu oyunları oynarsan o adamlar gövdenden ayırdıkları kafanla top oynarlar onu bilirim!

Çünkü senin yıllarca "gerçek Müslüman değil!" zannettiğin ictihad derecesine yükselmiş El Ezher'den icazet yetkisi olan adamlar başa gelirse senin kafa kesme hükmünü de şirin şirin o adamlar verecek. Sen Sosyal Medya da İslâm güzellemesi yapıp ahkâm keserken o adamlar yıllarca El Ezher'de Ulûmü’l-Kur’ân (Kur'an ilimleri) eğitimi gördü. Ya da Türkiye'de medrese çıkışlı icazet-i ilmiye sahibi oldular. Sen onları beğenmedin, aşağıladın ama onlar

Kur'ân'a göre ictihad derecesine yükselmiş âlimler olup ahkâm çıkarabilecek duruma geldiler.

Yani sen yetkiyi bile isteye kendi yazdığın güzellemeler ile onlara verdin.

Hayır mı diyorsun?

Yetkiyi vermem mi diyorsun?

Mümkün değil mi diyorsun?

Bak bakayım bir çevrene mahalle kahvesindeki arkadaşların, cuma çıkışlarında geyik yaptığın arkadaşların kimin peşinde gidecek? Kimi dinleyecekler?

Ebubekir Sifil'i mi?

Cübbeli Ahmet'i mi?

Nureddin Yıldız'ı mı?

Abdülbaki Erol'u mu?

Seyyid şeyh Hacı Tevfik'i mi?

Yoksa seni mi?

Yerde yatan kafanı gördüler mi ilk tekmeyi onlar atar da sen o sırada ahirete intikal edeceğinden haberin dâhi olmaz.

Ya da kafayı kurtarırsan artık sen de Allah'ın seriati ile şereflenmiş ülkelerinden akın akın kâfir Batı Ülkelerine kaçan Müslümanların arasına katılır gitmeyi de becerebilirsen sığındığın kâfir ülkenin sana verdiği haklardan yararlanıp Şeriat isteriz diye pankart açıp gösteri bile yapabilir hatta mahallede şeriat mahkemesi bile kurabilirsin.

Anlamadın mı?

İngiltere Birmingham'a gidersen görürsün.

Ya da bu sefer de gittiğin ülkede Sosyal Medya da İslâm hakkında ahkâm kesip güzelleme yapmaya da devam edebilirsin. Şirin şirin postmoderncik yazılarla İslam'da "bu yok, gerçek İslâm bu değil" yazılarına devam edip "ah bir zamanlar memlekette kahvede buluşup cumaya diyorduk ne güzel İslâmî tam kurtarıyorduk" tadında güzellemelerine devam edersin.

Olmaz mı diyorsun!

Şeriat iki türlü gelir.

Birincisi İran gibi olanı bir gecede.

Yanlarına senin gibi modernist saftirikleri de alır yola düşerler.

Komünistlere İslâmiyet'te kölelik olmadığı masalını senin saftirik yazıların eşliğinde anlatırlar.

Feministlere İslamiyet'in kadınlara ne kadar çok değer verdiği masalını senin saftirik yazılarınla anlatırlar.

Akademisyenlere İslâmîyetin bilime kadar çok önem verdiğini senin saftirik yazıların eşliğinde anlatırlar.

Gerçek gazetecilere, yazarlara, aydınlara İslâmîyetin özgürlüğe ne kadar çok önem verdiğini, Kur'ân'da yazanların o dönemle ilgili olduğunu senin saftirik yazılarınla anlatırlar.

Toplumun çoğunluğu, senin mahalle arkadaşların dahil zaten onların tarafındadır. Azınlığı da senin saftirik masallarınla kendi taraflarına çektiler mi bir gecede devrim yaparlar.

Ertesi gün komünistlerin kafasını keserler.

İkinci gün feministlerin kafasını keserler.

Üçüncü gün akademisyenlerin kafasını keserler.

Dördüncü gün gerçek gazetecilerin yazarların, aydınların kafasını keserler.

Sen de artık o hengame de saftirik masallarını alır kaçar mısın, kafayı mı kaptırırsın bilemem.

İnanmadın mı?

Aç İran İslâm Devrimini oku.

İkincisi Haşlanan Kurbağa Sendromu şeklinde gelir. Ilık suya kurbağayı atarsın kaçmaya yeltenmez. Suyun da altında yanan ateşi de yavaş yavaş odunla beslersin kurbağa yavaş yavaş haşlanır ve durumu hiçbir şekilde anlamaz.

Hah işte sen burada hem kurbağa hem de ateşe odun atanlardan biri oluyorsun!

Haşlandığını da birgün sabah saatlerinde kapın çalındığında kapıyı açtığında anlıyorsun. Kapında duran takkeli sakallı şirin vatandaşlar sabah namazına gelmediğin için seni şeriat mahkemesine götürürken haşlandığın kazanı da mahkemenin kestiği kırbaç cezasını çekeceğin meydan da görebilirsin.

Olmaz mı diyorsun?

Aç İslâm Tarihi oku. Filozof demek neden dinsiz demekle eşdeğer kabul edilir belki öğrenirsin. Hani pek övündüğün ama hayatlarını, neler yazdıklarını hiç bilmediğin internette çarşaf çarşaf liste hâlinde yayınlanan İslâm Bilim Adamları, Filozofları başlığı altında isimleri yazanların bir çoğunun başlarına neler gelmiş İslâm kazanında nasıl haşlanmışlar, nasıl kaçmışlar, sürgün edilmişler, öldürülmüşler, kâfir ilân edilmişler, İslâm, Kur'an, Peygamber hakkında üstü örtülü, üstü açık neler yazmışlar?

Akıl dedikleri için başlarına neler gelmiş? Haberin dâhi yok belki öğrenirsin.

Farabi, İbn-i Sina, Kındi, Cahız, Ebu Sehl el-Mesihi, Hallacı Mansur, Suhreverdi, Biruni, Abdüssamed, Harezmi, İbnu Heysem, İbn Rüşd, ibn Haldun, Ebû Ca‘fer ez-Zehebî gibi çok övündüğün bu âlimlerin başına neler geldi hiç okudun mu?

Ne yapacaksın?

Filozoflara kâfir diyen, dinsiz diyenlerin peşinde mi gideceksin?

Ya da 600 yıl dünyayı idare ettiğini zannettiğin ama tek başarısı Balkanlardaki küçük Devletleri ve Ortadoğu'da Moğollardan sonra kabile devleti haline gelmiş İslâm Devletlerini askeri gücüyle ezip geçmek olan ama 600 yıllık Tarihînde tek bir Filozofu, tek bir Felsefî eseri dâhi olmayan Osmanlı'nın peşinden mi gideceksin?

Bunlar beni ilgilendirmez diyemezsin sen Budist değilsin bireysel bir inancın yok. Sen ümmet dinî mensubusun. Senin dininin tek bir gerçeği var.

Okumadığın, görmezden geldiğin, başını kuma gömdüğün tek gerçek.

Bin yıllık Tarihînde o gerçekler satır satır yazılı.

Sen o gerçeklerden azade değilsin.

O gerçek nedir mi?

"Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır."(Mâide 33)

Bu âyet Hallac-ı Mansur'un gerçeğidir. Bu âyet yüzüne okunup katledilmiştir. Bu âyet senin de gerçeğindir.

Kur'ân'ın emrettiği dışında, âlimlerin görüşleri dışında her görüş, her yorum suç olup fesat çıkarma, bozgunculuk yapmaktır.

Senin de gerçeğin, nihayetinde karşılaşacağın budur.

Tarih tekerrürden ibarettir...

Not görseldeki resim;

Kamus-i Osmani Felasife maddesi.

Felsefe ile uğraşanlar, filozoflar, âlimler, bilginler, akıllı kimseler.

Düşüncesiz, kaygısız,rahat yaşayanlar.

Dinsizler.

 

Ahmed Korkmaz

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.