CAHİLE BAĞIMLI AYDIN...
O prof.dr. lerimiz var ya!!
O popüler gazeteciler,
Üst düzey bürokratlar,
Üst düzey yöneticiler,
Taninmis sanatcilar,
Söhret olmus oyuncular,
Futbolcular, spikerler, modacilar,
Sözde Atatürk,cü, modern, cagdas, demokrat, siyasiler.
Yakasından Atatürk rozetini, duvarindan Atatürk portresini indirmeyen,
Ne Nutuk okur, ne Medeni Bilgiler, Ne Atatürk,ün Hatiralari,
Ne namaz kilar, ne oruc tutar, ne hacca gider. Ne Kuran okur, ne hadis bilir,
Ama insanin ici temiz olsun, kimin Cennetlik, kimin Cehnemlik oldugunu Allah bilir diyen aydin,
Cahil imama "hocam su caiz midir? bu caiz midir?" diye sorar.
O cahil imam da, "firsat bu firsat, elime düstü" diyerek baslar ona masal anlatmaya.
Dogru dürüst konusamadigi Türkce,nin arasina ikide Arapca kelime soktunmu acaba ne diyor diye duygulanir cahile bagimli aydin,
Cahil hoca rast makaminda siralar Arapca kelimeleri eger, büker boynunu cahile bagimli aydin,
Kuran'in icinde ne oldugundan haberdar olmayan, biz dede den böyle gördük diyen cahile bagimli aydin,
Bir aydin ölür, diger onlarca aydin onun cenazesinde cahil imamin karsisinda esas durusa gecerler,
Eger her biri kafasini yere, süt dökmüs kedi gibi o cahil imamin nasihatlerini dinler, cahile bagimli aydin,
Kurban bayraminda bir koyun keser, hemen telefona sarilip cahile sorar?
Bunu kimlere dagitayim? Nasil dagitayim? Derisini kime bagislayayim?
Resmi nikahla yetinmez, cahile kendini kutsatir,
Doktorluk yapar, aktörlük yapar, Ilgilizce bilir, Almanca bilir ama ömrü boyunca bir seye tapar, neye taptigini bilmez.
Cahilin karsisinda esas durusa gecip, ceketini ilikleyen aydin.
Cahile "sayin hocam" diyerek hitap eden aydin.
Yobaz, kendisini dinsizlikle sucladigi zaman, sucluluk psikolojisi icinde, dinli oldugunu ispatlamaya salisan. "Asil din bende" diyen aydin.
Aydina bak aydina!!
Ne de aydin ama!!
Cahile hesap veren aydin.
Dinini bilmemenin ezikligi icinde, cahilin karsisinda tir tir titreyen aydin.
Cahilin karsisinda donuna yapan aydin,
Cahil "bu gün Allah icin ne yaptin?" Diye soruldugunda yüzü kizarip, cahilin karsisinda utanan, kücük düsen, rezil rüsva olan aydin.
Cahil elindeki Kuran'i gösterdigi zaman, fareler gibi, kacacak delik arayan aydin.
Ha birde su modern, cagdas, laik, sözde Atatürk'cü, Cumhuriyetciler.
"Laikim" diyor; " "Atatürkcüyüm" diyor,"
Kusura bakma ama sen hala sark kafalisin, feodal kafalisin, Seriat istemem ama Müslüman,im diyecek kadar ahmaksin,
Yüzlerce, binlerce kitap okusada bir türlü Kuran,i okumayan aydin,
Yobazin yetismesini saglayan ortami hazirlayan aydin.
Inandigi dini tanimayanlarin, sagci, solcu, dinci, laik olmasi farketmez.
Bütün bagnazlar birbirinin zit benzeridir, hepsi yobazdir,
Yobaz yetistirme merkezlerinin tek sorumlusu bizim cahile bagimli aydinlarimizdir.
Nasil aydin?
Cahile bağımlı sözde aydın. Korkak aydın.
Aydınlanmanın temel amacı, insanı insanın kölesi olmaktan kurtarma süreci ve eylemidir.
Aydınlar yaşadıkları çağın tanıklarıdır.
Bu tanıklık onların tarihsel görevleridir.
Aydın tıpkı doğada az bulunan kıymetli madenler gibidir.
Her coğrafyada bulunmadığı gibi her toplumda da yetişmez.
Aydın olmak”, yazar olmaktan da, sanatçı olmaktan da, bilim insanı olmaktan da ayrı bir şeydir.
"Aydın, yaşanan zamanla "sorunu" olmak demektir.
Aydın ''hem kalıcı olmak ve hem de sürekli'' olmak demektir.
Aydın''iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmek'' demektir.
Aydın ''doğmaları, putları ve tabuları yıkan kişi demektir.
Aydın ''bazı durumlarda yalnızlığı tercih etmek ve hâtta bazen de yalnızlığı kabullenmektir.''
Aydın ''yaşadığı toplumun bir adım önünde, ilerisinde olmaktır.''
Aydın olmak'' bilimden yana olmak'' demektir.
Aydın''bağımsız olmak'' demektir.
Aydın'' kendini aydınlatmakla kalmayıp, başkaları için de ışık yakmak'' demektir.
Aydın''çağdaş değerler sunabilmek, toplumu yönlendirme ve değiştirme sorumluluğunu üstlenebilmektir.''
Aydın ''yaşadığı toplum ve insanlık için yararlı ve doğru bildiği, inandığı düşüncelerini savunmak'' demektir.
Aydın ''insanlık ülküsüne yaşamını adamak demektir."yaşantısını belirli bir fikre ve düşünceye adayan kişi demektir.
Mesleki eğitime ve bireysel gelişim bağlamında sistemli okumak; eğer bir bireyde bu eylemlerin sonucunda sağduyu, denge, hoşgörü, öngörü oluşturmuyor ve bunları toplumun yararına uygar bir yüreklilikle kullanmıyorsa bir aydın biriminde söz etmek olası değildir.
İnsan hayatı sürekli bir kültürel gelişim ve yaratıcılık, kendi içinde ve dış dünyada karşılaştığı kaba güçlere karşı verilen daimi mücadeledir. Aydın olmak gösterişli bir kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir.
Aydınlar yaşadıklarını, edindikleri olumlu ve yaralı toplumsal bilgileri ve değerleri her şeye rağmen bir sonraki kuşaklara aktaramıyorlarsa, paylaşmıyorsa burada aydın olmanın görevi ve gereği yerine getirilmemiştir. Bu aktarmalar edebiyat, sanat, müzik, resim gibi kanallarla olabileceği gibi kendisiyle birlikte yaşamı paylaşanlara aktarmakla da olabilir.
Aydın; birlikte yaşadığı insanı ve içinde bulunduğu evreni çeşitli süre ve evrelerden geçerek tanımaya ve anlamaya çalışırken bu evrelerde çoğunlukla yalnızdır.
Aydın yaşadığı ülkede ve dünyadaki savaşa, haksızlıklara, kıyımlara karşı duyarsız ve kayıtsız kalamaz. Her türlüsüne karşı direnmek zorundadır. Aydın öldürmenin her türüne olduğu gibi idama da karşı durmalıdır. Çünkü toplumun kiri ölümle temizlenemez. Aydın her türlü boş inanç ve dogmalara karşı da yürekli ve kararlı olmalıdır.
Aydın; toplumu iyi gözlemleyen, kendini sürekli geliştiren uygar, yürekli, olgun, sabırlı, hoşgörülü iyi, yetkin bir öğretici ve yol gösterici olmalıdır.
Aydın; topluma dayatılan her tür feodal etiğin, yönetici sömürücü sınıfın değeriyle bireyde oluşturulan önyargıları yıkan ve onlardan arınmayı başarmış ve bunu sürekli kılandır.
Aydın, eylemcidir, estetik düşünür, yenilikçi ve yaratıcıdır, sorumlu ve ilkeli davranandır.
Kısacası aydın susmamalıdır, susarsa yaşadığı toplum bitkisel yaşama girer.
Aydın '' korkusuz olmak'' demektir. Aydın insan olmak demektir!
Aydınların, aydınlatmadığı bir toplumu şarlatanlar aldatır.
Atatürk,ü Laikliği savunan aydınların bu güne kadar ne Atatürk,ü nede laikliği anlayamamış olmaları, İslam (Kuran) konusundaki bilgisizlikleri bugün hem kendilerini hemde Türkiye halkını tarikatlar, cemaatler, tüm din bezirganları karşısında bir tercih yapmaya mahkum etmiştir.
Hasan HOSLAR
Yorum Yok