logo

ÇAĞDAŞ İNSAN GERÇEKÇİDİR...

Batı insanı geçmişte yaşamış bilge ( filozof, bilim insanı ) insanların kitaplarını okur ve bilgi edinir. Bu bilgiyi hem kendisine, hem ülkesine hem de insanlık adına geliştirir. Müslümanlar geçmişte yaşamış bilge olduğunu düşündükleri insanların mezarlarına, türbelerine, yatırlarına giderler ve yalvarırlar. Sonra beklemeye geçerler istedikleri şey mucizevi bir şekilde gerçekleşsin diye.

Atatürk bizi gözlem ve muhakemeye, bilimsel metoda çağırır. Bu metodu bizzat uygular; akılcı teknikler önerir. Karar ve hareket (uygulama, teknik) için, doğru tesbit ve yorum (bilimsel metot) şarttır. Sorunu inceleme, tepkiyi öngörme, gerçekçi olma, zamanlama, geçmişi bilme ve geleceği öngörme, başarı için engellerin üzerine yürüme, örgütlenme, fikre bağlılık. Gerçekçi Olma: Bir durumu incelerken ve önlem düşünürken, acı da olsa gerçeği görmekten vazgeçmemek gerekir .

Ulusumuz çağ-dışı zihniyetleri, ilkel ve boş inançları, tutarsız gelenekleri terketmelidir. Çünkü bunlar, yaşamın akla ve gerçeklere uygun olarak görülmesini engeller. Aklı işleyebilen insanın; kafası hurafelerden, baskılardan, yasaklardan kurtarılınca, kafasının pencereleri her türlü düşünce akımına açılınca, zamana ve koşullara göre en doğru yolu kendi kendine bulabilecektir.

Hiçbir yerde tarikat başı ve kurucusu bırakılmamalı, tekkeler kesinlikle kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her alanda yol gösterecek kudrete sahiptir. Hiçbirimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz. Biz uygarlıktan, bilim ve fenden kuvvet alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız. Tekkelerin gayesi halkı meczup ve abdal yapmaktır. Halbuki halkımız abdal ve meczup olmamaya karar vermiştir. Tekkeler basit bir keyfiyet görünür, fakat önemi vardır. Biz uygar dünya ailesi içinde bulunuyoruz. Her bakımdan uygarlığın bütün icaplarını uygulayacağız.

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler ülkesi olamaz; dervişler, müritler, mensuplar ülkesi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nde tekke olamaz, zaviye ve türbe olamaz. Tarikat olamaz. Şeyhlik, dervişlik, çelebicilik, halifelik yasaktır; falcılık, büyücülük, türbedarlık yasaktır.

Çünkü irtica kaynaklarıdır bunlar, cehalet damgalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Böyle oyuncular, kendilerine başka yerde sahne arasınlar. Onların varlığını hoşgörüyle karşılayanlar, onlara kolaylık gösterenler, o cahiller, âcizler aydınlanmalıdır. Onlar ışığa yaklaşamazlarsa, kendilerini mahvetmiş demektir, mahkûm etmiş demektir.

Onları kurtarmak gerekir. Ancak sonu yoktur bu mücadelenin desem yeri...Çünkü insanlıkta din hakkındaki her türlü hurafeden sıyrılarak, gerçek bilim ve tekniğin nurlarıyla tertemiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacaktır.

Çağdaş bir insan gerçekçidir; akla, bilime inanır. Bu dünyanın olgusunu yine bu dünyanın olgusuyla açıklar. Hiçbir olguyu gözlem dışı bir etkene, örneğin cinlere, meleklere, evliyaya, yatıra bağlamaz. Bugün bilimin, teknolojinin, bütün kapsamıyla uygarlığın ışığı karşısında filan veya falan şeyhin yol göstericiliği ile maddî ve manevi mutluluk arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum. Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, tarikatlar, müritler ülkesi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın emir ve talebini yapmak, insan olmak için yeterlidir. Türbelerden, ölülerden yardım istemek medeni bir toplum için lekedir, ayıptır.

Ulu Önder - Büyük Devrimci - Yüce insan Kemal Atatürk

 

HASAN HOSLAR

445 İzlenme

Yorum Yok

Yorum Yapabilirsiniz

Kısa süreliğine yorum sistemi kapalıdır.